Kimsesiz geldi yanıma ve bir o kadar hissiz.
Kanama öncesiydi, kanatma evresi.
Tanrı buyruk verdiğinden beri;
“Yalnız kadınlar kanamayı bilmeli!”
Bazen sessizlik en gerçek ve en uzun konuşmalardır.
Konuşmak bundan sonra bir ehemmiyet taşımaz.
Ki çıplak olur sessizlik, acımasız bir utancı yüze çarpar gibi.
Öğrendim; tanıdığım bütün iyi insanlar terk etti.
Terk edilenler ise gemiyi en önce terk etmeyi unutan aptal farelerdi.
Karşıma oturan suskun bir puttan öte değildi.
Oysa “kalp ahmak bir zanlıdır” bilinir ki.
Yine de başımı ateşine yas’ladım.
Ne zaman beni uyutmaya kalksa yabancı bir nefes tanıdım.
Yine de o ateşe sığınarak ağladım.
“Uyu” dedi kan tadıyla yoğrulan o ses.
Ses ki asırlardır kelimeleri unutmuş.
Kasıklarıma saplanan kurşunlara bile yük oldum.
Uyudum.
Sol göğsüme dokundu bir el. (iyi bir heykeltıraşın her çeşit bedeni tanıyan eli)
Nefesimi yuttum.
Ölüyle temasa geçen bir medyum gibi,
Bir ruhbaz gibi,
Kesik kesik,
Konuşmayı deneyen bir mumya gibi…
- “Tanrı sularında yıkamaya çalıştığın bir karanfildi benim adım.
Adım bile “kara” sıfatını taşıyordu.
Her rengi asaletle taşıyan bir ebemkuşağına
Sonsuz karanlık salmak. . .
|haddimi de alıp kaçtım.|
Ben ödenecek hiçbir bedelden korkmadım,
Yine de peygamber olarak yaratılmadım,
Gitmek kırmızıya boyadıysa her şeyi,
Affet!
Ah! Ne durmak bilmez bir aptalsın.
Kanatmaya çalıştığın benim kalbim.
Unut bunu!
Uslan artık yalvarırım,
Çünkü dedi, sadece “insanların” kalbi kanar.
Bense hayvan sıfatını bile kendime yakıştıramam.
Yalnız uyumaya alış,
Sessiz kalmalara alış,
Yokluğuma alış,
Alış buna…”
Lisanı aksak bir yalnızlığı evlat edindim.
Muhalefet değilim erken sönen aydınlıklara,
Ya da erken biten aşklara.
Ama bilmiyorsun.uz katran temizlenmeyi nasıl unutur,
Yara kabuk bağlamayı nasıl unutur, bilmiyorsun.uz.
İnsanın içinde insan büyür mü hiç sormadım.
Ama insan içinde çok şey büyütebiliyormuş,
Anladım.
Ve ben:
Geniş ülkelerin en dar zamanlarını tanıdığımdan beri yalnızım.
Kafiyesini unutuyorum suskunlukların.
Paslı şarap tadı kalıyor adından geriye.
Adın: pelesenk.
Adın: lal.
En tanıdık halin bu sessizliğin,
Ah benim hasta ruhlu sevgilim
Hani dedin ya “Alış buna” diye,
Affet. Bir harfi yanlış anlamışım,
Ben en çok sana alışmışım…
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder