“Uyan!” dedi.
“Bu yol korkunun yolu değil.”
İçimdeki peygamber fiiliyatını öyle salmış ki sürekli vahiy gönderiyor tanrısı,
Sürekli vaazlar veriyor,
İçimin odaları bir tarikat sahası gibi,
Ve biliyorum, şeytanı cezp ediyor,
Günahları artıyor.
“Katledin birbirinizi!
Sadece ten öldürerek katil olunmaz biliniz ki.
Katledin ama kalplerinizi.
Masum çocuklarınızı hunharca katleder gibi,
Oluk oluk kanatın!
Akan kanların sıcaklığını,
Verdiği o inanılmaz hazzı hissedin.
Emin olun;
Hiçbir şey, hatta en büyük zevklerin doruk noktaları bile size bu kadar tat vermeyecek.” dedi.
Hayat: sürü psikolojisi, kalabalıklarda yalnızlık açlığı, yalnızlıklarda kalabalıklara özlem.
Sürekli büyüyen bir ütopya, bir bilim kurgu sahnesi.
Bilirsiniz ki siz hiçbir zaman hayatın merkezi konumuna varmadınız.
Ama herkesin içinde bir nirvana sınırı vardı ve o sınıra varmanın doyumsuz açlığı.
Bilinçsizce büyüyen bir egoistlik hissiyatı ve çürümeye mahkum et yığınlarını bir gezegen mahiyetinde büyütüp o gezegenin hakimi sanma arzusu.
Arzular ise her firavunun kıyamet noktası.
Eğer kör bilinç ameliyatla sağlığına kavuşsaydı ve varlığın hücre boyutundaki küçüklüğünü görseydi, o birçok et yığını kendini, kendi çürümesine mahkum ederdi.
Lakin kör. Köre bilmediğini anlatamazsın.
Varlığını tanırsın, birileri gelir ruhunu okşar, imparatorluğunu tanırsın.
Peki hepsinin bir yanılsamadan ibaret olduğunu anlasan,
Kime kurtarıcı olarak sığınırsın?
İşte hayat buradan başlıyor.
Eğer bir gün gerçeği görme riskin varsa,
En azından bir kişi bırak hayatında, tüm iyiliğinle yoğurduğun.
Sığınacağı bir dalı kalmayan kuş en fazla kendi ölümüne kadar kanat çırpabilir.
Ve hiç değilse içindeki peygamberin iyi yanını tanı.
Boşlukları dolduran o ilahi sesi olmasaydı delirmenin tam tanımı senin düşüncenden başlayabilirdi.
O ilah ses hem seni deli eden hem de seni delilikten koruyan yegane varlık-cık.
-
İçimde kaç kişi taşıdığımı bilmiyorum
Ki onlara kişi de denmez aslında hepsi benim düşüncelerim ve düşünce kişileşmez.
Ama bir gezegeni dolduracak kadar çok olma ihtimalleri büyük.
Benim peygamberim ise onlara ‘Uyan’ emri veriyor.
Ve sonra şeytanın sesini duyuyoruz, esirlerine 'Kanat' emri verirken.
Varlığın her alanında birileri ve bir şeyler sürekli vahiyler gönderirken
Nasıl kendi tanımını yaratır ki insan?
Olasılık kabiliyeti düşük ihtimal.
Kendi kendini sünnet etme durumuna zorla ulaştırılmış bir çocukluk evresi bu.
Bilirsiniz işte bazılarının eli daha yatkın olur.
Diğerleri ise abesle iştigal,
Yalnızlıkla iştigal,
Ölümle iştigal ve saire.
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder