26 Eylül 2009 Cumartesi

Solyanıboş'mim..




Sessiz sanat.




Ve sen uyuyorsun yine,
Sol yanında kim bilir kimle!
Işık saçıyor kaldırımın,
Yıldırımlar yağıyor avuçlarımdan.
Her şarkıya değmiş tenin,
Her kelimenin canını acıtmışsın bir kere,
Ve her sözcüğü aldatmışsın birbiriyle.
Tüm şarkılar seni kusuyor her yanımda.
Verdiğin sözler dökülüyor resminden
Nefesin hediye Mısır çöllerinden.
Cehennemle eş tutuluyor dokunuşların.
Kayısı ağacına asılıyor dileklerim,
Kan kesiliyor bileklerim.
Aşk acısı okulunu başarıyla bitirip,
Yıkık ve dağınık mesleğime başlıyorum bugün.
Gülüşümün üzerine o beyaz örtüleri örttüğünden beri,
Mezuniyetimi kutluyor çıkmaz sokaklar.

Sesinden meyve ağaçları dökülüyor,
Avuçlarında akarsular yolunu kaybediyor,
Palyaçolar sirkinden üzgün dönüyor…

Ayrılık bileğimize kazınmış kara bir leke miydi?
Kaderimiz miydi?

Ağlama!

Her damlana tecavüz edilir senin dünyanda.
Sen yine sarılıp uyu mim sanatçılarına.
Artık az çok eminim,
Ayrılık kaderimiz.
Sen şimdi uyu dedim ama,
Sol yanında koca bir boşlukla…


Donarak ölmek kokunla.
"Sen hiç bilmezsin nasıl yalnızlık büyütür insan.."

Birhipotezolmaz' dendi..




Bu kez gelsen geceme,
Bu kez çıksan yeminli kabuğundan ve gelsen geceme,
Ahh be sevgilim bu gecenin yüzü suyu hürmetine...
Hatırlar mısın konuşurduk bazen?
Sen bir şeyler söylerdin, evet söylerdin,
Sen bir şeyler söylemeyi bilirdin.
Ve ben o söylediklerinden başlar, kanatlanır uçardım.
Çok hızlı verirdin uçuş iznimi.
Aniden yere çarpardım.
Paramparça kalır, susardım.
Aramaya çıkmazlardı parçalarımı.
Ve sen masummuşsun gibi susar, haberlere bakardın.
Sonra göç ederdim şehrimden yoksulluklara,
Sesimden rahatsız olan bir şehirde yaşamak saçma.
Giderdim, ölmek üzere giderdim hem de.
Parçalarımı toplardım yollarda.
Mesela bir gece böyle durup dururken ansızın.
Sen uyurken hem de.
Ben ağlasam, içim içimden çıksa, dağılsam
Duyar mısın?
Fırlar mısın uykunun en güzel yerinden,
Susturmak, toparlamak için gelir misin baş ucuma.
O sıcacık baba şevkatini doldurup kollarına,
Sarar mısın boğarcasına.
Ah yapma! Sen hiçbir zaman sevgi dolu olmadın,
Fedakar ve duygusal da olmadın.
Şimdi bana sorma “neden bu kadar karamsarsın? diye.
Söylesene kaç kez sevgi gösterilerini izledim senin?.
Karamsar olmak en doğal hakkım.
Neymiş “geçen zaman beni epeyce karamsarlaştırmış”
Aptal adam senin olmadığın yerde aydınlığın işi ne!.
Karanlıkta olurum karamsar da.
Sana ne!
Çözüm mü bulacaksın, ışık mı saçacaksın?
Boş konuşma yalvarırım.
Bir de ‘bak burası çok önemli’ tutamayacağın sözler verme!.
Her sözün dağıtıyor içimi.
Boks maçında mıyız kardeşim?
Ne bu birbirimizi, dağıtma, yenme çabası?
Her derde deva saydığın yalanlar,
Sonrası en berbat işkencelerle dolu sefil hayatlar.
Oksijeni alınmış ciğerlerimdeki katkısız nefesin.
Doğalın da doğalını yaşat, hadi.
Bir avuç kanda milyarlarca umut,
Sözlerin yalan, sevdiğimi unut.
Mutlu musun yaması dahi yırtık ruhumu izlemekten?
Gurur duyuyor musun bu halimin sorumlusu olmaktan?
Tırnak diplerime doldu gereksiz hücrelerin.
Yine de önemsedim her halini, dokunmadım.
17. çiziği de kazıyıp elmacık kemiğime.
Adın düştü gökyüzünden bedenime.
Adın göktaşı oldu düştü gecelerime.
Gecelerim alev aldı ben darmadağın.
Son nefesimi de satıp hurdacıya.
Tükenmiş yollarımda yeni adımlar.
Olmayan ayaklarımla adım doluyorsa kaldırımlar,
Mucize bu olsa gerek derler.
Ne mucizesi bee!
O dedikleri peri masalı.
Cini perisini mi kaldı ki bu işin.
Lanetler fışkırırken fıskiyelerden,
Artık dönemiyorum gözlerinden.
Sonrasında uğur böcekleri gezinir göz altlarımda.
Uğur böceğinin rahmetine inanır kulaklarım.
Evli bir adamın gözlerime aşkla bakışındaki gizemi,
Daha rezil durum varsa söyle!
Bu rezillikten daha rezil için.
Bir de tenimle dolmayı istersin.
Seninle bir saat kaç gözyaşına bedel?
Bir kuru gülüşün kaç göktaşına bedel?
Senden korktuğum kadar korkmuyorum geleceğimden.
Senden beklediklerimin onda birini bile beklemiyorum hayat denen illetten.
Yine de düşmüyorum gözlerinden.
Sımsıkı, tutsak, ürkek, masalsı…
Sevgi’M’siz kal çikolata kalpli adam.
Sevgim yüceltemesin seni.
Toprak gözlü dev adam,
Birileri de yalanlar savursun göz bebeklerine.
Boğulma gökyüzü denizinde,
Doyma suyun zevkine.
Uyu yine sıcak yatağında mor fanustaki kadınlarınla.
Her yanım senle doluyken, seni kaybetmenin acısını tattırdın ya içime.
Ben gözlerimi kapatıp saymaya başladım.
Önüm, arkam, sağım, solum sobe.
Gittiğini kabul etmiyorum, sadece saklanıyorsun.
Saklanmışlığın yalan. Hişşşt avunuyorum.
Bir okul kapısındaki son bakışın, birde evimin sağından son geçişin.
Gerisi masal.
Gerisi,,
gerisi yok...

Yağmur olmak marifet..





Yağmur olmak marifet..

Senden başlar yağmurlu şarkılar'..

Sağanak
Gri peronların masum yüzü,
Ayrılık trenlerine çizilmiş suretin.
Gözlerin ölümü andırıyor kurumuş yapraklara,
Sesin cinnet meselesi.
Bir güvercine fısıldamışsın adımı geçen gün.
Her gidişin cehennemden bir hüzün.
Seninle konuşmak bile yetmiyor bazen…
Gelme geceli gündüzlü basit anlarıma.
Gülümseme.
Sonra kazınıp bileklerime,
Silkelenip, üzerindeki kokuyu boşaltıp,
Silinip gitme!
Yalanlarını savurma hiç yüzüme gözüme.
Dayanamıyorum uçsuz bucaksız şiddetlerine.
Bazen, bazen iyi huylu geceleri hediye ediyorsun içime.
Sonra diyorsun ki iyi dinle.
Sevgimi fısıldıyorum bak iyi dinle,
Kim sevmiş ki beni? Saçma!
Ben seviyorum ya yetmez mi?
Sevgi hissedildiğinde sevgi olmaz mı?.
Ben hissedemediğim sevgiye sevgi demem, saçma!
Konuşmayı sevdiğini belli ediyorsun bazen,
İçten dökülüyor sözlerin.
Ama genellikle suskunuz geceleri
Kimse duymasın, dinlemesin…
O dediğin gece, duymadım hiçbir şey.
Gece konuşmadı benimle.
Konuşacak iyi dinle demiştin oysa.
Konuşmadı işte.
Sonra hiç umursamadan gitti.
Ve sonra sen de gittin.
Gece miydin çözemedim.
Hem de adım atmak üzereyken gittin.
Şimdilerde göçmen kuşlar akın ediyor bedenime.
Her kadından bir parça acı koparıp,
Saklıyorsun spermine.
Birileri ölecek sonuç bu, belli.
Korkuyorum, dolu dizgin lanetler yer ederse içime.
Dokunamazsam sana, ağlayamazsam.
Gözlerin değmezse gözlerime, nefesin gezmezse bedenimde.
Korkuyorum kokun dolmazsa içime.
Kıyamet kopar göğsümde.
Sonumu çizer en usta ressam eserinde.
Toprak yorganım olursa, korkarım sensiz gecelerde.
Hadi artık, uzatma, yağ sadece bir gece.
Bir tek sen varsın gökyüzümde,
Yağ sadece,
Bir gece.
Yağmur olmak marifet,
Yağ sadece.

Müstakil evcilik





Neden limanları hep pusludur sonbaharın?
Neden ölümden beter keşmekeş sokaklar?
Neden haşyet sığıntılıdır bulutlar?
Ya da neden intihar eder kimsesiz kalınca kaldırımlar?

Senin dininde aşkın anlamı ne?
Yaralar kabuk bağlayınca insan buza mı döner sence?

Karla karışık yokluk yağıyor üzerimize,
Biz okyanus ortasında talihsiz sandal,
Ufuktan ayrılık doğuyor içimize…

Tanrım, nefes almakta zorlanıyorum,
Duyuyor musun beni?
Sürekli uçurum kenarlarında uyanıyorum,
Taşa dönmüş kalpler yığını arasında,
Giderek batıyorum.
Tanrım! Duyuyor musun beni?
İntihara meylediyorum,
Günahımı affet,
Ölmek için izin istiyorum.

Nefesini dolduruyorum içime,
Sıcak çikolata getiriyorum sana, ceplerimde.
Öksüz bir ayrılık doğsa da güneşin rahminde,
Petunyalar gönderiyorum sana bu gece.

Sakın düşme!

Bizimkisi kimsesiz ev,
Müstakil ayrılık,
İki oda bir salon dolusu yalnızlık.

Bu gece yine ebe olsam da,
Hadi gel,
Evcilik oynayalım…



İki yarımken bir tam olamadık. Yazık!

Ütopik sonbahar





Solukalmakorkusu



Ütopik sonbahar

Geçen sene,
Yani sen geçmiş zamanın süslü düşüyken,
Kulaklarım alarmlarla çınlarken,
Ve düşlerim sokağında gezinirken,
Sen gittin!
Her şey biterdi,
Bittin!
Gittiğinden beri saklı bir sokak var göğsümde,
Kimsenin yolunu bulamadığı, girenlerin çıkamadığı…
Sonbaharın rüzgarı beni sana iterken hep,
Ve eylül kokarken suskunluğum,
Canımı yakan yaprakları vardı ağaçların.
Bir yanım hep işgaline maruzdu,
Mağdur ederdin ve hakkımı arayamazdım, neden?
Çarmığa gerilen gözlerimdi her seferinde,
Acımadın,
Kalemler sapladın avuçlarıma…
Maviyi, beyazı, yazı, sıcağı çekip aldığın gökyüzü,
Parçalı yasta ve sürekli yağmurlarla hasta…

İçimde bir kent var sensizliğin kuyusu,
İlkbahara gebe, yazı yaşayamadığı…
Saat umudumu çeyrek geçiyor bu gece,
Göğsün yağmur sonrası toprak kokuyor yine.

Dudaklarından kırmızı bir öpücük düştü avuçlarıma,
Düşmedim,
Adına her gün öldüğüm bir hayat savurdum sokağına,
Yoruldum sonra,
Şarjöre doldurup yokluğunu, sıktım şakağıma,
Yoruldum yine, ölmedim ama.
Martıların sesi kısık artık,
Eksik kalmış acıların,
Kapının önünde darağacı,
Asılı olan yalnızlığım.
Bu son gece,
Yağıyor yağmur kirli yitişlerimin üzerine,
Avuçlarımda cehennem kalabalığı,
Herkesin mi günah yarınları?
Toprak bile düşmanken içime,
Ayrılık hediye edilmez sandım bize..
Bu son sokak,
Ben adımı bile kaybettim, yaralıyım,
Annemin çantasında bulduğum bir parça ölüm,
Sustum,
Ne olursa olsun,
Hiç ölmedim yine de…


Yalanesvaplıölü…

Kırmızının yaşı..






Rüyalar gerçeklerin habercisi olsa, bulutlardan intihar ederken, kollarınla nefes alsam...




Kırmızının yaşı..


Bilmiyorum kaç zehirli geceden gelmişti mühürlü dudakların,
Ama içime işlemişti sıcaklığın, uçurum kanatların..
Sana “Su” dedim, sana bakmak, sana dokunmak, seni tatmak…
Ben daha çocukluğumda küçük kanserlere verdiğim savaşta,
Varlığımın kanıtlanmadığı saçma bir hayatta...
Ellerin vardı kıymetlim,
Ellerin kaybolurdu vücudumun kıvrımlarında.
Sesin birkaç kelimelik esirdi ya sokaklarda,
Yine de masallar anlatırdın yalancı baharlarla.
Tenin kıvılcım tanrısıydı yorgun karanlıklarda,
Bir dokundun mu kül olurdum her gecenin kızıl sabahında.

Susuzluk dibini bulmuştu ve kan yağardı gökten.
Bulutlar korkak doluşurdu avuçlarına,
Durmazdı, kan yağardı gökten.

Sen şarkılar söylerdin sessizlikten,
Ve delinirdi sokağının sahte asfaltı,
Sen toprak gözlü dev adam,
Hangi ayrılıklardan toplardın kırmızıyı bilmem..

Sokak sokak yaklaşırken kokuna,
Adımlarım yankılandığı an kulağında,
Kaçmasan, gitmesen,
Sokak sokak tükenmesen?
Şarabımın sıcağı olmasan,
Odanı boş bulmasam,
Camlarım buğulanmasa ve yağmur yağdırmasam,
Ölür müsün susmasan?...
Kaçmasan artık, halsizim olduğundan.
Parmaklıkları yıkılmasa hapishanelerin,
Ve mahkumlar zor kullanmasa,
Anıtlar adını çalmasa,
Sen,
Ölür müsün dursan?
Yorgunum yaşımdan..


Yalnızdın hep,
Ve senin yalnızlığın benim yalnızlığımdı,
Ama korkaktın,
Sana bir adım gelirken sen on adım kaçtın…


Kırmızı yağdı bu gece gökten,

Sadece, kimse görmedi..

sana geldim.günaydın





Seni,
Seni diğer yarım sanmıştım.
Sen her şeyim olacak,
Eksik yerlerimi tamamlayacak,
Sen kahramanım olacaktın.
Yalnızdım,
İçim yalnızdı,
Sen yalnızdın,
Biz yalnızdık,
İki yalnızlıktan bir aşkı bulamadık.
Gitmeyi denedim, defalarca.
Sensiz iki adım bile cehennemken,
Nasıl giderim ki uzaklara.
Herhangi bir taksi durağında bulmuştum bir gün seni,
Hava sıcaktı,
Sen kısa kollu giymiştin bense uzun.
“Üşüyorum” dedim,
“Ne kadar canın var ki” dedin.
Bir parça daha eksildim.
Adını söylerken bile zorlandım,
Sanki güneşi bedenimde ağırladım,
Gözlerine bakarken donup kaldım,
Ama sonunda kimsesiz yattım.
Masallara yaklaştım,
Korkunç kahkahalar, kötü kalpli cadılar, karabasanlar yolladın.
Ben bilmiyordum,
Buralarda seni istemek ayıp bir şey-miş.
Teninle tanışmak, sana dokunmak hatta nefesinle kavga etmek bile ayıp bir şey-miş.
Bilmiyordum…
Avuçlarında karışık bir telaş,
Yine gitmişsin.
Kimsesiz yüzüm sana esir sanki.
Rüyalar tersine çıkar dendi,
Güldüm.
Demek ki dedim, biz bir batıl inançtan ibaretmişiz.
Uyandım.
Sabah olmuş,
Ağlamadım,
Çayı ateşe koydum…

Kimsesiz bıraktım beni,
Sana geldim dedim.
Sende aşk sadece sevişmekti.
Türlü yolları aştım,
Koştum,
Tüm suçlarımı kustum,
Acıktım,
Çaresizliğimi sattım,
Susadım,
Yalnızlığımı bile sattım.
Sana geldim dedim,
Ağladım.
Sende aşk sadece sevişmekti.
Günaydın…

Kalabalıksen,sensizlik





Ve dedim,
Evet çok yaşlandım.

Kimse bilmedi dedim,
Beni vurdun,
Kimse bilmedi.


Daha çok küçüksün dedin,
Ama bilmediğin,

“Beni sen büyüttün.”

Sen sandığım,
Basit bir gölge miydi?
Ucuz bir maske miydi?
Nefret dolu küfür müydü?

Sen,
Gecenin birinde evime giren hırsız.
Dünümü,
Bugünümü,
Hatta yarınımı çalandın.

Ama polisi arayamadım.

Ben daha küçüktüm,
Kimse bilmezdi aşkı,
Aşk acıtmazdı canı,
Masaldı.
Büyüdüm,
Aşkta büyüdü,
Aşk acıdan doğan bir bebekti,
Ama avuçlarıma düş’tü.

‘Gururun’ dedin,
Gurur ne ki?
Baksana bana,
Cümlelerim bile devrik,
Gurur ne ki?...

‘Sınırların’ dedin,
Bende sınır kelimesinin anlamı yoktu,
Sana sınırsızım dedim,
Bak dinle!
Bir el daha ateş edildi,
Sol yanım çoktan bitti.

Bugün yaşlandım dedim,
Oysa 18’ime bile girmemiştim.

Sana geldim,
Kimse görmedi,
Hadi sar beni.
Sınırsız aşkların kaldırımı,
Hadi öldür beni…

İçim seninle doluydu,
Gitme dedim.
Bebektin,
Gittin…

Ve dedim,
Evet,
Çok yorgunum…

Herkeste sen, her yerde sen, her şeyde sen…

HepvarsınHiçyoksun










Bu gece yıldızları kim çaldı?



HepvarsınHiçyoksun


Kimsesizliğin en sancılı dönemiydi yarın,
Yeni mezarlara göz gezdirecektim,
Bazıları boş olacaktı ve soğuk bedeni saracaktı toprak.

Sen güvenle yaslandığım dağım,
Sımsıkı tutunduğum ayım,
Yanına uzandığım yalnızlığım.

Dün uyuyor kıvrımlı teninde,
Yıldızlar yağıyor her yalancı sözünde.

Ellerinden şiir akıyor,
Yüzümü kokuna gömmek için damarlarım yarış ediyor,
Susuyorum.
Hep susuyorum.
Susuzluğum sana diyorum,
Pamuk tıkalı kulaklar, işitmiyor.
Çaresiz susuyorum.


Hepvarsınhiçyoksun.

Her yıldız kaymasına bir dilek sığıyorsa,
“lütfen, yarın geliyorum desin, sadece,”

Bir kelimelik yorgunluk.

Kimsenin bilmediği bir deniz kıyısında,
Nefesin, kokun, bedenin, sen.
Sadece yarın desen,
Ölmem…

Bak, bir yaz cinayeti daha gömüldü ellerine.

Yalnızlık hep mi gri?






Şehrim yorgun diyorum. Tüm Bursa’yı ayaklarımın altına alıyorum. Her şey ufacıkken bile seni arıyorum. Sokaklar buz kesiyor. Lambalara bile seni soruyorum. Sonra ne hikmetse bir güç buluyorum sol yanımda. Sımsıkı tutunup ona, buz kesen sokaklara inat geliyorum sana. Sokağına giriyorum, her yer sen kokuyor. Nasıl olur? Tüm duygular göçmen kuşlar gibi akın ediyor içime. Avuçlarım ağlıyor. Her adımımda sanki en şiddetli depremler oluyor. Kokun paramparça ediyor. Sen olduktan sonra her şey kolay geliyor gözüme. Sana geliyorum diye susuyor sokaklar, arabalar. Tüm kepenkler iniyor üzerime. Sokak lambaları intihar ediyor ve elektrik direkleri ihanet ediyor kaldırımlara, ben yaklaştıkça sana.
Seni düşünüyorum şehir uyuyunca. Rüyalarıma renk katıyorsun. Hayat en sert acıları bir şarap kadehine doldurup altın tepside sunuyor önümüze. Yudumluyorum sen varsın diye. Her yudum bir sancı hediye ediyor içime. Ve kopuyor bir şeyler. Ama sen varsın diye, sana tutunuyorum sessizce. Diyorum etinden et koparken nasıl susar insan? Bak her gün aynı şeyi fark ediyorum. Sen benim en güçlü uyuşturucumsun. Resmen sarhoş ediyorsun. Tüm yaralarıma su serpiyorsun. Sonra bakıyorum sana, gözlerin çok uzaklarda. Hemen arkasından bir kaçış geliyor misafirliğe. Ahh hangi pranga asılıyor yine bedenime. Her yerim pas içinde. Tamam diyorum. Kesin. Bu sefer ölüyorum. Ölsem bitecek bir şeye benziyorsun çünkü. Ama ölmüyorum. Sen diyorum, sen benim intiharımsın. Her kaçışın bir darağacı. Asılı kalıyorum, nefesim kesiliyor, tüm tabureler yerle bir oluyor. Nafile. Ölmüyorum.
Yalnız bırakıyorsun beni. “yalnızlık senin sevgilin, ben değilim.” Çok kolay yaşıyorsun beni. Bitiriyorsun. Yaktığın sigara gibi. Sonuna kadar bitiriyorsun. Onlarca intihar geçiyor gözümden, sayamıyorum. Sarılıyorum yokluğuna. Sokağın sen kokarken hala, gidiyorum. Bu şehir dar geliyor bana. Her yer sen kokarken, nefes almak zor geliyor bana..
Yalnız bırakıyorsun beni…
Gözlerin yine gri…

Konuş benimle,hadi






İçinden gelip dudaklarından az sonra çıkacak en sert küfür de olsa senin olmak..."gs-ayşegül-gs"




Aslında dedi,
Aslında aşk nefes almak gibi,
Hep hayatımda.
Ben dedi,
Ben aşkı bilimsel yaşamıyorum ki,
Hayat hoyratmış,
İçimde denizler taşmış,
Çok canım yanmış,
Aşk dedi,
Aşk bende hissiz kalmış.
Ahh dedim,
Ahh konuşma!
Aşk gizli bir yara,
Kapanmayan,
Sende vurma!

Biz yalnız büyüdük,
Çocukluğumuz yalnız geçti,
Sokak araları hep kimsesizdi,
Sonra aşık olduk,
Kimse bilmedi…

Ahh dedim,
Aşk bizi aslında terk etti.
Yapma dedi,
Sevgili dilde bir yara,
Ayrılık bile güzel,
Giden sen olunca,
Ama sen nefesim, oksijenimken,
Gidersen…
Bak dedim,
Bak sevgilim,
Avuçlarında kalbim.
Nasıl giderim…

Şarkılar söyle bana,
Yitik kaldırımlarda,
Annen ağlasın usulca,
Ahh dedim,
Sakın uzaklaşma.
Denizler taştı,
Yakamoz artık bizsiz,
Yağmur yağarken,
Toprak bizsiz.
Sen aldatırken aşkın her zerresini,
Ahh, aşk artık bizsiz…