
Bu kez gelsen geceme,
Bu kez çıksan yeminli kabuğundan ve gelsen geceme,
Ahh be sevgilim bu gecenin yüzü suyu hürmetine...
Hatırlar mısın konuşurduk bazen?
Sen bir şeyler söylerdin, evet söylerdin,
Sen bir şeyler söylemeyi bilirdin.
Ve ben o söylediklerinden başlar, kanatlanır uçardım.
Çok hızlı verirdin uçuş iznimi.
Aniden yere çarpardım.
Paramparça kalır, susardım.
Aramaya çıkmazlardı parçalarımı.
Ve sen masummuşsun gibi susar, haberlere bakardın.
Sonra göç ederdim şehrimden yoksulluklara,
Sesimden rahatsız olan bir şehirde yaşamak saçma.
Giderdim, ölmek üzere giderdim hem de.
Parçalarımı toplardım yollarda.
Mesela bir gece böyle durup dururken ansızın.
Sen uyurken hem de.
Ben ağlasam, içim içimden çıksa, dağılsam
Duyar mısın?
Fırlar mısın uykunun en güzel yerinden,
Susturmak, toparlamak için gelir misin baş ucuma.
O sıcacık baba şevkatini doldurup kollarına,
Sarar mısın boğarcasına.
Ah yapma! Sen hiçbir zaman sevgi dolu olmadın,
Fedakar ve duygusal da olmadın.
Şimdi bana sorma “neden bu kadar karamsarsın? diye.
Söylesene kaç kez sevgi gösterilerini izledim senin?.
Karamsar olmak en doğal hakkım.
Neymiş “geçen zaman beni epeyce karamsarlaştırmış”
Aptal adam senin olmadığın yerde aydınlığın işi ne!.
Karanlıkta olurum karamsar da.
Sana ne!
Çözüm mü bulacaksın, ışık mı saçacaksın?
Boş konuşma yalvarırım.
Bir de ‘bak burası çok önemli’ tutamayacağın sözler verme!.
Her sözün dağıtıyor içimi.
Boks maçında mıyız kardeşim?
Ne bu birbirimizi, dağıtma, yenme çabası?
Her derde deva saydığın yalanlar,
Sonrası en berbat işkencelerle dolu sefil hayatlar.
Oksijeni alınmış ciğerlerimdeki katkısız nefesin.
Doğalın da doğalını yaşat, hadi.
Bir avuç kanda milyarlarca umut,
Sözlerin yalan, sevdiğimi unut.
Mutlu musun yaması dahi yırtık ruhumu izlemekten?
Gurur duyuyor musun bu halimin sorumlusu olmaktan?
Tırnak diplerime doldu gereksiz hücrelerin.
Yine de önemsedim her halini, dokunmadım.
17. çiziği de kazıyıp elmacık kemiğime.
Adın düştü gökyüzünden bedenime.
Adın göktaşı oldu düştü gecelerime.
Gecelerim alev aldı ben darmadağın.
Son nefesimi de satıp hurdacıya.
Tükenmiş yollarımda yeni adımlar.
Olmayan ayaklarımla adım doluyorsa kaldırımlar,
Mucize bu olsa gerek derler.
Ne mucizesi bee!
O dedikleri peri masalı.
Cini perisini mi kaldı ki bu işin.
Lanetler fışkırırken fıskiyelerden,
Artık dönemiyorum gözlerinden.
Sonrasında uğur böcekleri gezinir göz altlarımda.
Uğur böceğinin rahmetine inanır kulaklarım.
Evli bir adamın gözlerime aşkla bakışındaki gizemi,
Daha rezil durum varsa söyle!
Bu rezillikten daha rezil için.
Bir de tenimle dolmayı istersin.
Seninle bir saat kaç gözyaşına bedel?
Bir kuru gülüşün kaç göktaşına bedel?
Senden korktuğum kadar korkmuyorum geleceğimden.
Senden beklediklerimin onda birini bile beklemiyorum hayat denen illetten.
Yine de düşmüyorum gözlerinden.
Sımsıkı, tutsak, ürkek, masalsı…
Sevgi’M’siz kal çikolata kalpli adam.
Sevgim yüceltemesin seni.
Toprak gözlü dev adam,
Birileri de yalanlar savursun göz bebeklerine.
Boğulma gökyüzü denizinde,
Doyma suyun zevkine.
Uyu yine sıcak yatağında mor fanustaki kadınlarınla.
Her yanım senle doluyken, seni kaybetmenin acısını tattırdın ya içime.
Ben gözlerimi kapatıp saymaya başladım.
Önüm, arkam, sağım, solum sobe.
Gittiğini kabul etmiyorum, sadece saklanıyorsun.
Saklanmışlığın yalan. Hişşşt avunuyorum.
Bir okul kapısındaki son bakışın, birde evimin sağından son geçişin.
Gerisi masal.
Gerisi,,
gerisi yok...