26 Eylül 2009 Cumartesi

Yağmur olmak marifet..





Yağmur olmak marifet..

Senden başlar yağmurlu şarkılar'..

Sağanak
Gri peronların masum yüzü,
Ayrılık trenlerine çizilmiş suretin.
Gözlerin ölümü andırıyor kurumuş yapraklara,
Sesin cinnet meselesi.
Bir güvercine fısıldamışsın adımı geçen gün.
Her gidişin cehennemden bir hüzün.
Seninle konuşmak bile yetmiyor bazen…
Gelme geceli gündüzlü basit anlarıma.
Gülümseme.
Sonra kazınıp bileklerime,
Silkelenip, üzerindeki kokuyu boşaltıp,
Silinip gitme!
Yalanlarını savurma hiç yüzüme gözüme.
Dayanamıyorum uçsuz bucaksız şiddetlerine.
Bazen, bazen iyi huylu geceleri hediye ediyorsun içime.
Sonra diyorsun ki iyi dinle.
Sevgimi fısıldıyorum bak iyi dinle,
Kim sevmiş ki beni? Saçma!
Ben seviyorum ya yetmez mi?
Sevgi hissedildiğinde sevgi olmaz mı?.
Ben hissedemediğim sevgiye sevgi demem, saçma!
Konuşmayı sevdiğini belli ediyorsun bazen,
İçten dökülüyor sözlerin.
Ama genellikle suskunuz geceleri
Kimse duymasın, dinlemesin…
O dediğin gece, duymadım hiçbir şey.
Gece konuşmadı benimle.
Konuşacak iyi dinle demiştin oysa.
Konuşmadı işte.
Sonra hiç umursamadan gitti.
Ve sonra sen de gittin.
Gece miydin çözemedim.
Hem de adım atmak üzereyken gittin.
Şimdilerde göçmen kuşlar akın ediyor bedenime.
Her kadından bir parça acı koparıp,
Saklıyorsun spermine.
Birileri ölecek sonuç bu, belli.
Korkuyorum, dolu dizgin lanetler yer ederse içime.
Dokunamazsam sana, ağlayamazsam.
Gözlerin değmezse gözlerime, nefesin gezmezse bedenimde.
Korkuyorum kokun dolmazsa içime.
Kıyamet kopar göğsümde.
Sonumu çizer en usta ressam eserinde.
Toprak yorganım olursa, korkarım sensiz gecelerde.
Hadi artık, uzatma, yağ sadece bir gece.
Bir tek sen varsın gökyüzümde,
Yağ sadece,
Bir gece.
Yağmur olmak marifet,
Yağ sadece.

Hiç yorum yok: