"Gül hare düştü, sîne-fikar oldu andelip,
Bir hare baktı bir güle zar oldu andelip."
(Gül dikenin üstüne düştü. Bu yüzden bülbülün göğsü yaralandı. Bülbül bir güle baktı, bir de dikene, feryada başladı.)
Nailî-i Kadîm
Yitik Muhakeme
Büyüğüm.
Sıcak mezarında hala yalnız mısın?
Mutlu musun kanamaktan -hala-?
Kanatmaktan haz duyuyor musun?
Gelmeni bekledim hep,
Aramanı, durup bakmanı, savaşmanı.
En çok benim için savaşmanı bekledim.
Çok uzaklaştın.
Vurmak istedim seni.
Ölüm en çok sana yakışacak bir şeydi.
Tüm ölüler kıskanmalı ve azrail aşık olmalıydı.
Ve öpmeliydim bir kere de olsa seni.
İçimde kalmamalıydı.
(İçimde kan, dışımda durgunluk.)
Gidişin neşter olmamalıydı, susuşun katil.
Rüyalarımın azılı katili, adım adım aranıyor olmamalıydın.
Nikah masasında terk edilen gelin gibi hissetmemeliydim.
Donuk, anlamını yitirmiş, sersem...
Terkedilmek hoyrat.Geri dönmek aptallık.
Hala aşık olmak, ah bu, işte bu can alıcı.
Artık kavuşmak imkansız.
Varlığı kanıtlanmışken tüm hücrelerime nasıl özlemi yasaklar tanrı?
Zamanı gelecek!
Beni yine göreceksin.
Hatta özleyeceksin.
Kimsenin benim gibi sevmediğini de bileceksin.
Pişmanlık kör kuyu. Düşeceksin.
Hataların ise dev kayalar olacak, ezileceksin.
Ben susacağım, ben bakacağım. Sen!
Yenileceksin.
Ağlamanın acizlik olduğu varsayımını unuttuğun gün sana geleceğim.
Kanamalı bir nefreti tükürüp atacağım heybemden.
Prangalar yutturduğum kalbim kelebekler doğuracak.
Pelesenk ettiğin tüm yaralar kapanacak.
Sanma hayat seninle güzel!
İnsan elini kalbine koyup kendini avutuyorsa, sanma hayaller sana değer.
Hangi ceset katilini affetme lüksünde bulundu bu zamana kadar?
Lüksler intiharlı.
Yapma, buna deliler bile güler.
Artık tek başıma dans edebiliyorum.
Şarkılara kusuyorum.
Hala kanıyorum ama ağlamıyorum.
Karşına çıkmaya cesaretim yok ama 'hala' seviyorum.
Ve-hala- seviyorum ama dünyanın sonu mu bu, sanmıyorum.
Bakıyorum kendime.
Ayna kırık gösteriyor.
İçimde:
Ortada kalmış cesetler,
Açık mezarlar, kanayan yaralar, kopan organlar var.
Sayısız yaralı, ölüler var.
İçimden yansıyan bu bilanço ağır.
Savaş sonrası durumu var.
Muhakeme zamanı geçse de
Toparlanmaya zaman var.
Seni görmek; hayali bir arabanın son sürat içimi delip geçmesi gibi bir şeydi.
Paramparça nefes alabilmek miydi kainatın efendiliği?
Senden gözlerimi kaçırmak uçurumda süzülmekti.
Kör kalmak mı caizdi?
Ve aşk;
Seni unutamamak tanrıya ihanetti.
Bu yüzden tanrı beni seninle ödüllendirdi.
Kanama dur!
Kan.ama dur!
Gittikçe derinleşen bu illet, bu vadi, bu yarık
Sonsuza dek sürer yoksa böyle.
Lavanta kokar ölümlerimiz ve en çok lavantaların cinayetlerine ağlarım.
Sevgilim.
Gel sen lavantalara acı, beni anla.
Yokluğuna alışmak diye bir çare var biliyorum da
Böylesine büyük bir aşkı kaybetmenin ne anlamı var?
Oysa ben dünyanın katili olacak kadar çok seviyordum gözlerini.
Varlığınla hep sende kalabilirim.
Yokluğunda bunalım devri geçirir, giderim.
Unutma:
Bunalım bir çöküş değildir, olmamıştır da.
Nefes almaktır, dinlenmektir bir yerde.
Mutlak toparlanma, yenilenme olacaktır.
Sensiz.
Sen./s
.iz...

Hiç yorum yok:
Yorum Gönder