Ekinoksun vurduğu her hücrem, adın kanamakta.
Duvarda çentik ve alnımda izler.
Nasıl, nasıl ay vurur her gece böyle en güzel haliyle yüzüne?
Tüm kuşlar, ağrılı bir secdeyle adını anmakta.
Tam da böyle bir vakit durdu akrep,
Akrep ki lanet, üzerimize bırakılan istemsiz bir piç gibi, ayrılık...
Savaş benimle sevgili,
Savaş ki ihanet görsün bileklerim.
Ayrılığın gamlı karabasanları tükürüyor bu gece gökten,
Nefreti kus, öfkeyi kus, terkedilmişliği kus,
Saf gel sevgili, bir buğday tanesi gibi.
Meteorolojiden gelen uyarıyla tüm aşklara çığ düşmüş sevgili,
Kan'dırılmış karlarla örtülmüş sevmeler.
Müstakil bir hava olayı bu,
İnsanlar buz, aşk yokluğun tuzu.
Savaş var ama sevgili, halk nerede?
Halk varsa, peki savaş nerede?
Küfrediyor tanrı,
Meleklere iman, küfürlere iman, sapkınlıklara iman.
Laneti yarım kalmış bir gebe gibi
Ve
Ve ceninler yağıyor rahminden.
Donuk bakışlı bir heykeltraş yalnızlık,
İçimizi bileyen.
Ve sen. Evet sen.
Şu önerilmeyen, hatta sakınılan erotik siteler gibisin.
Bazen gizli girilen, oysa hiç bilinmeyen.
Sen kara kaplı bir defter gibisin sevgili,
Kendinden başka bir şeyi önemsemeyen, korkunç kehanetleri sezilemeyen.
Öyle boşluksun sevgili,
Düşmeye meyletsem, kanar diz kapaklarım.
Küçük bir çocuk edasıyla sızlarım içimden.
Öyle de bir girdapsın sevgili,
Görünüşte insanı çeken, düştüğünde ise son nefesi yudum yudum verdiren.
Gökyüzü bir cehennem sevgili,
Her gece bu denli üzen.
Ve o aslında, üzerimizi kara toprak gibi örten.
Biz sadece piyonlarıyız ama,
Şahı mat eden.
Ve.
Birbirini kemiren.
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder