22 Mayıs 2010 Cumartesi

Şizofrenik Devinimler


Antik çağdan bozma bir kütüphanenin en kitap kokan yerinden baktım sana.
O Babil kadar güzel bir bahçede "asma"ların ne işi vardı?
En güzel kelimeler ipekten bir halatla asıldı.

Var gücünle çanlarımı çalıyorsun.
Çarmıha geriyor, dudaklarımı kanatıyor, bir de kanımı içiyorsun.
Bedenimi tekmeliyor, çukurlarıma kandan göller koyuyorsun.
Ayetlerimi yakıyor, beni dinden kovuyorsun.
Günaha giriyorsun.
Anne rahmindeki tüm ceninleri tam kalbinden vuruyorsun.
Tanrı'nın işine ortak oluyorsun.
Günah konusunda şeytanı geçiyor, ardından tüm dinlerde tövbe ediyorsun.
Firavunlara hayat vermeye kalkıyor, Tanrı'yı kızdırıyorsun.
Ve korkuyor, beni önce günaha sokup sonra mumyalaştırıyorsun.
Tüm kadınları tam da en kadın oldukları yerlerinden sünnet ediyorsun.
Bazen ağlıyorsun.
Ama hep gidiyorsun.
Ben hala orada, sana bakıyorum.
İki kişi var diyorsun,
Biri yanımda biri uzağımda.

Hangisi daha yakındır insana?

Başımı duvarına saplıyorum.
Kanatıyorum senle dolu yerlerimi.
Boşaltıyorum seni, bir irini boşaltır gibi.
İnsanlar kemiriyor aç yerlerimi.
Aşka aç, sevgiye aç, şevkate aç, iyi olan her şeye aç.
Hiç fark edemedim beklemenin ölüm anlamına geldiğini.
Öldüm.
Korktum.
Korktum çünkü bir ailem vardı,
Bir iki sevdiğim dostum vardı,
Aşkım vardı.

Her şeyini yitirmek kadar acı bir şey var mı?

Bana odalar verdin, anahtarlar.
Hiçbirine gir-e-medim.
Ben senden bunları istemedim.
Kendinden bir damla yeterdi.
Sonra giderdim...

Ölecek yerim kalmadı.
Demirler düşman bana.
İnciten bir karanlık hakim.
Gök acılar yağdırıyor.
Paslı iğnelerle dikilmiş bu beden üzerime.
Dilim yok.
Kasıklarım kanıyor.
Pansumanım yine acıdan oluyor.

Sapkın insanlar var, ne yaptıklarını kendileri de bilmiyor.
Dudaklarına mühür basıyorum kaldırımların.
Kaldır'ımlar insanı sapkınlaştırıyor.
Birbirlerine dokunuyor insansılar,
Çok sevişgen oluyorlar.
Sonra hamile kalıyorlar,
Cins ayırımı yapmadan, hepsi.
Bebekleri oluyor,
Elektrik direklerine asıyorlar.

Bir gün başka bir pencereden bak şu şehre,
Neden bu kadar elektrik direği var sence?
Hepsinde onlarca bebek asılı.
Neden?
Hepsinin nedeni aynı.
Bebeklere ölüm kadar yakışan başka bir şey var mı?

Tutuklanacak kimse yok.
Bebek ölümleri suç sayılmıyor artık.

Babildeyim.
Elektrik direklerinde yer kalmamış.
Yeni direkleri bekleyemeyeceğim.
Aşk benden düğünümü çaldı,
Bana kanlı bir gelinlik kaldı.
En güzel asma, en çirkin gelin, 400 yıl sonra devrilen koca bir aşk.
Şehrimde, evimde ölseydim,
Her yer kan kokardı.
Yeterince ceset ve kan kokusu var.
İçimde biriken tüm nefreti kustum.
Ölüm damarlarımdan girdi kanıma.
Ölsem kanardım.
Kanasam ölüm dolardı şehir.
Kaçtım.
Sonu yoktu bu hoyratlığın.

Şimdi tutun tüm denizleri,
Ovalayın annemin bileklerini.
Ve söyleyin ona;

Asma hiç kimseyi böyle güzel asmadı.
Ağlayacak bir şey yok.
Ölüm hiçbir gelinliğe bu kadar çok yakışmadı.




-Üzgünüm. Bebeklerin öldüğü, aşkın bacak aralarında olduğu, her yerin kan koktuğu bu yerde benim yaşamaya hiç mecalim yok. Zaten hayat acı temalı bir senaryo. Zorla figüran olmanın bir anlamı da yok.. -

Hiç yorum yok: