
Kapıların kapalı.
Tabağında hangi kadının kalbi var?
Kan kokuyor sokağın
Yakalanması an meselesi denen,
Lakin bir türlü bulunamayan katilsin sen.
Adalet neden bu kadar çaresiz yanında?
Zaten sığamazsın da cezaevi hudutlarına
O kadar geniş(!) bir kişilik* ki sendeki
Sığamıyorsun bile dünyaya
Avukatlar istifa edecekler aynı anda
Kimsenin cesareti yok seni savunmaya
Mahkemene geleceğim
Sen müebbetten korktuğun için beni kovmaya çalışırken
Ben
Affedin onu, nolur,
Benim affedecek yerim kalmadı
Siz affedin
diyeceğim
Yıkılacak içinde bana karşı ördüğün duvar
Her şey için çok geç -olacak-
Keşke diyeceğim sonra
Keşke sen o hücreye atılsaydın
Bende herhangi bir suça karışsaydım
hücrene atılsaydım
(Hücrelerin dahi benden nefret ederken hem de)
Sen kurtulmak için delirirken
En azından karşımda olsaydın.
O kadar iyi biliyorsun ki şansı kendinden yana kullanmayı
(Şansla da mı yatıyorsun ne?!)
Eminim o hücrenin duvarlarını da eritir kaçardın.
(Her kadını bir bakışla eritebiliyorsan,
Duvarlarla da sevişerek eritebilirsin herhalde.)
O kadar bekledim ki seni
O kadar ki
Üzerime yağan ihanetler
Terkedişler
Yalnızlıklar
Suskunluklar
...
Hepsi, hepsi deldi geçti
Ama bak hiç bitmedim.
Sadece
Sen gittin.
Gidişinin suçu yok sevgilim
Senin suçun yok
Aşk beni hiç görmedi
Varlığımı önemsemedi.
| Duvarımdan kan yağıyor
Ölüm misafirliğe geliyor sevgilim
Öyle yüzsüz ki
Giderken beni de götürmek istiyor
-Ölüm senin eserin olup bana ait olan duvarımdan geliyor.-
Korkuyorum sevgilim
Yardım eder misin?|
Daha seni göremeden...
Ölmek için çok erken...
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder