22 Mayıs 2010 Cumartesi

Fotokopik Yozlaşma


Aşkların da teknoloji ile yozlaştığını düşünüyorum artık. Herkes fotokopi makinesinden kaçmış gibi. Birbirinin aynısı. Önce “aşık” olunuyor ve hemen terk ediliyor. Terk edilmek acıtmıyor hiç. “zaten basit bir alışkanlıktı, unutmak kolay. Sevmiyordum. Hemen yenisini bulurum” rolüne giriliyor.
Aşkın yasını tutan kaç kalp var ki?
Mesela yas tutmaya kalksan kimse umursamıyor. Hatta “niye yas tutuyorsun ki?” gibi sorularla yüz yüze gelebiliyorsun. Robotuz aslında, tam anlamıyla robot. Neye programlanmışsak onu yaşıyoruz. Aşkı silmişler kimliğimizden. Yasak his. Aşık olsan, acı falan çeksen hor bile görülebiliyorsun. Kimse “biraz daha sabret, çabala, o geri gelecek.” demiyor. Herkes “giden gitti, boş ver, yeni aşklar senin, unut gitsin.” gibi cümlecikler kuruyor.
Ne kadar da basit!
Aşk hep tek taraflı bir histi. Hiçbir zaman iki aşık arasında eşit pay edilmedi. Hep bir taraf daha fazla sevdi. Eşit olsaydı zaten vuslatın önemi ne kadar anlaşılırdı ki? Eşit olsaydı aşk uğruna neden ölünür, şiirler neden yazılırdı ki?
Aşk acısı kavramı nasıl oluşurdu ki?
Aşkı basit yaşamak hayatı basitleştirmekle aynı. Basit insanlar basit aşklar yaşar. Aşk akıl, irade, merhamet, güç, yetenek, duygu ister. Yani her sevgili bulan aşkı da bulmuş olmaz. Her neyse. Zaten insanların çoğu aşkı bilmez. Bir makine var. Ayarlanıyor ve çoğaltılıyor. Makine bazen bozuluyor ve istisnaden bu ayarlanmış programlardan bağımsız fotokopiler çıkıyor.

---

Şimdi; içime bakıyorum da hala seni bekliyor. Temelden sorunlu bir nefes üzerindeyim. Dokunsan yıkılacak, eminim. Ama korkmuyorum. Beni öldürecek güç sen isen hadi durma. Ve biliyorum da aslında. Bir gün geleceksin. Tüm gösterişlerinden arınarak ama bir o kadar da şaşalı. Başım dönecek. Hatta nefesim kesilecek. Kucağımda bir avuç kül birikecek. Muhtemelen ayaklarım çıplak olacak ve toprak buz. Hatta lapa lapa kar yağacak acizliğime. Sırf sen geleceksin diye çürüyecek bir ceset bile bırakmayacağım yollarında. DNA’sı bile tutmayacak ayrılığımızın. Ellerimiz bile tutmayacak.

---

İçimde duaya çıkmış bir köy ve Tanrım sensin. Siyah, rahibe elbiseli bir kadın. Her cümlesinde adın. Derin bir sızı kokuyor kalbi. 18’inden kalma. Elini kalbine koydu. Bir balık tutmuştu ve avucunda çırpınıyordu. Çıkarıp attı. Köy yıkıldı, dualar yıkıldı. İçim yıkıldı.

---

__Gelmeyecektin oysa hiç…__


Bir iki istisnadan birisindir sandım. Fotokopi makinesinden kaçıp bana sığınırsın diye bekledim. Yıllar geçmesine rağmen hala şimdiki zamandayım. Yıllar önce de aynıydı.
Şimdi senin diğerlerinden farkın ne?
-Hiç!-
Evet, eminim ki aşklar da yozlaştı. Bu batı özentiliği ne hiçbir zaman anlamadım ve anlayamayacağım da sanırım.

Hiç yorum yok: