Tanrının kanatlarıysa eğer gökyüzü, hala bir anne kucağı kadar güvenli sayılabilir elbet.
Yerden yükselen ateşler sizi korkutabilir, ama merak etmeyin, geçicidir.
Siz en iyisi usulca terk edin kalıplarınızı.
Hayatın bir yerde ayağı takılmış, bir yerde başı dönmüş, bir yerde dikkati dağılmış olmalı.
Çünkü herkesin kalıbı bir başkasında saklı.
“Herkes yanlış kalıbın – adamı - .”
Bende bazen çok üzülüyorum biliyor musunuz?
Siz mesela, diyorsunuz ki: “Kendini çok fazla dinleme, kendinle çok fazla kalma.” Ve saire.
Peki madem doğrusu bu, kaçınızın kendinden daha yakın bulduğunu birileri var hayatında?
Hah! Komik olmayın.
Her biriniz şeffaf sanılan kalıp perdelerin arkasına saklanmış insanlarsınız.
Bazılarınızı çok iyi tanıyorum, kusura bakmayın.
Diyorsunuz ya: “Beni deli gibi sevecek birini bulsam hayatımı sonsuza dek onunla geçiririm, başıma taç ederim, yoluna ömrümü sererim.” falan diye.
İşte buna çok gülüyorum.
Siz ne zaman sizi sizden bile çok seven birini görseniz tırsak ahmaklar gibi kaçıyorsunuz.
Siz Hayatı eksik yaşarken, hayatın size tam bağımsızlık verebileceğini nasıl düşünürsünüz?
Bence bu yalanla yaşlanmayın…
En iyi siz bilin diye fısıldıyorum;
Hiçbir zaman tebessümüm mutluluktan, surat asıklığım mutsuzluktan olmadı benim.
Ama siz altında yatan gerçek nedenleri aramadınız.
Gördükleriniz üzerine yorumlar yaptınız, aptalca.
Zamanla geçer dediniz yaralara. Oysa zaman geçiyordu,
Ve geçen zamanın hiçbir – zaman – telafisi olmayacağını unutuyordunuz.
Ben hep “büyük sıçrayışlar için birkaç adım geriye gitmenin zorunluluğu”nu bildim.
Oysa siz “geriye gitmenin gereksiz, anlamsız, saçma, boş olduğunu” düşündünüz.
Sığ suların anlamsızlığında boğulmanızı dilemek isterim en son
Lakin hala merhametim tam.
Siz sadece şunu bilseniz yeterince acıtır:
SAVAŞAN KAYBEDEBİLİR,
SAVAŞMAYANSA ÇOKTAN KAYBETMİŞTİR…
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder