16 Mart 2012 Cuma

Koordinatları : Ekseni Eğik Tahterevalli

Emperyalist bir yargının sığ sulara bıraktığı zihnim, akademik bir acıya karşı savaşmakta.

Kalbim ise tüm bilimleri elinde bulunduran tek yetki olmanın hazzında.

Ve devrimlerim…

Bilinçsizce, bazen gerçekten bir işe yarasın diye, bazen de sırf devrim vasfını taşısın diye.

Burası her türlü düşünceyi barındırabilen bir yerse, neden diğerlerine göre sınırlar var ki? – desem, havada asılı kalır ellerim, aleme ibret olsun gerekçesiyle.

Yol yok, iz yok, ses yok ama yine de bu kalp, bu ülke benim!

Ve hiçbir ülkeyi yalnızlaştıramazsın düşünce gücüyle tanışıklığı olmuşsa eğer.

Lakin bazen olur ya bir düşünce, bir pencere, bir çoğundan farklı diye – hitap etmese bile -

ilgi çeker ve bazen pencereye yaklaştıkça etkilenirler, olağan.



Ama panzehir gibi görünen her şey zehirdir burada.



Hümanizm esvaplı faşizm gibi.



“Zehirlenmiş bir insandan panzehir bekleyemezsiniz!”



Eğer cesaretiniz varsa zehre dokunmaya, zehirlendiğinizde bu durumdan şikayetçi olmanız, isyan etmeniz ‘saçma!’

Burası öyle de bir yer ki; mesela kalbe sadece kan pompalama özelliği verilmişken, birileri geliyor kalbin kendi özelliklerini asimile ediyorlar.



Ten çürüyorken nefes almak kadar ‘saçma!’



Kelimeler : bir tabuta doldurulmuş onlarca neşter misali. Ve siz onlarla aynı tabutu paylaşmak ZORUNDASINIZ!

Hep bu olur : Eseri kaza görüntüsünde bir cinayet tablosu…

Bir çoğu sanat eseri edasında bakar tabloya, alkış alır, saygı alır, beğeni alır… Bazıları üstüne alınır, bazıları tiksinir, bazıları ise tepkisizdir, etkisiz oldukları kadar…



Lakin tanımı olmadığı gibi tedavisi de yoktur bunun…



“Piçliği aşka entegre ediniz, nefreti, küfrü, saygısızlığı, şerefsizliği ve hatta kibri de küpeymişçesine takınız. İşlem tamam!”





Adem’e eğmeyen baş, şimdilerde aşka eğiyorsa, bu bir ihtilal!



Sol omuz : Notre Dame.

Sol göğüs : Kayıp Zümrüd-ü Anka.





Bilmez misiniz, bir atın ayağının kırılması gibidir bu oyun.

Bir ambulans şoförünün sırf trafikte sıkılmamak için sirenleri çalması gibidir.

Biraz, soğuk kış gecelerine yar’lık eden tarçınlı saleptir.

Ve biraz da yükseklik korkusu olan birini zorla dönme dolaba atıp, en tepede elektrikleri kesmektir…







Affet tanrım;

Burası

Kovulmuşların

Dünyası…

Hiç yorum yok: