16 Mart 2012 Cuma

Entel Paranoya

Sürdürülebilir mi “aşk” başka ve yanlış insanlarla?

Yanlış olduğu kısmına ben karar veremem elbette lakin aşk sıfatına göre bir çok yanlışlık var.

Mütemadiyen intihar eder yara kabukları, haklı.

Deşilmesi caizdir çünkü, deşilmesi hukuk kuralları.

Bazen yalnızlık en gerçek yar’dır da, yalnız da nasıl yaşanır?

Sessizce terk etmeli bu şehri, şehrin odaları karanlık, puslu.

Etrafında onlarca insan olur, yalnızlıktan millerce uzakta gibi görünürsün.

Ve kimse bilmez yalnızlık fiilini, sende.

Ama yalnızsındır işte, “kişilikli yalnızlık” budur.



İhanet: kalbin devr-i alemi.

İntihar: bile bile düşmek sana.

Sen: dudaklarında jilet taşıyan meşk-i figan.



Tenimden akıyor zaman.

Affet tanrım, günahlar kalbin kefaret inancı.



Hayat; durduğum yerin çok daha dışında.

Ütopik bir yerdeyim sanki.

Ve hakim olamıyorum.

Neden?

Elimden kayıp gidiyor, gözümden akıp gidiyor.

Ben;

Ben hep savunmasız, kalakalıyorum…



Bu masalın kanlı sonundan çıkardığımız sonuç:



Günahsız kalamıyoruz, nefes alıyorsak.





Öyle de bir yerdeyim ki;

Bir yanı ateşe bakıyor sanki bir yanı buza.

Yapraklarını döküyor Tuba. Üzerime.

Ben; karanlık ve rutubetli iki duvar arasında sıkışmış gibiyim.

Kör ve hareketsizim.

Ben aslında

Tam tanımıyla

O meşhur yerdeyim;



“Ar” ve “Af” ın tam orta yerindeyim.



Tutunduğum kirpik, ısındığım nefes olsun tanrım,

Düşürme beni…





(Haziran'ın Soğuğu)

Hiç yorum yok: