Uykusuzluğumun katili olacaksın demiştim...
Gül yapraklarından destek isteyeceğim biraz.
Benim kanatlarım senin güneşinde toz olur.
Dallarım üşür.
Ne kadar ölüm diyorsa o kadar sağırım hayata.
Sana açtığım bahçem.
Ellerim, gözlerin tutunsun diye var.
Sesim rüzgar.
Tutunmak için var ellerim.
Tenim donuk.
Ellerin, fırından yeni çıkmış ekmek gibi,
"Benim ülkem" dedirtiyor insana.
Fakat tüm renkler solabilir gayet,
Şiirler siyaha boyanabilir.
Her şey tersine dönüp,
Melekler cehennemi indirebilir elbet.
Kanımda dolaşan bir şey var; tanımlayamadığım.
Ele avuca sığmayan,
Nasıl bir sihir? Tarifsiz.
Dünyadaki en yumuşak şeyin durmadan kanat çırpması.
Uğursuz eylülleri ateşe verdim.
"Bu limana fırtına giremez!" levhası var artık her yerde.
Bu hızla büyüyen ten, kimin teni?
Unutulsun pek çok şeyin tadı.
Serçelerin kanadından tutun enfes bir ölüm için.
Sevgililer intiharlı, sevgiler cüzzamlı.
Yok kaderin kadehi, kırılacak.
Üzgün martıların ağıtları.
Saçlarım kan.
Tutmuyor yarayı ten, bazen bir izle saklıyor.
Saçları yetim kokan kız çocukları ağlıyor.
Sevmek... Tanrının tek kıskançlığı.
Aşka şehvet karıştığında şeytanın zaferi.
Kirpiklere tutunan korkak kelimeler uğulduyor.
Affedin aşıkları!...
Kimsenin yalnız kalmayacağı bir dünya çıkarları.
Affedin ama yalnız kadınları.
Alıngan hormonların tek savunuşları.
Kadın yalnızsa yalnızlık daimdir.
-
Sana geliyorum sevgili.
Elimde yitik bir Eylül akşamı.
Oysa Ekim acımasız.
Sevmiyorsun beni.
Saklanacak daha çok şey var bu gibi.
Sadece bir vicdan meselesi, bir göz mesafesi ve saire.
Uyumuyorsun benimle, uyanmıyorsun.
Uzaktayken bile hissetmiyorsun.
Kadınlığı seviyorsun sen.
Cinsiyet ayırımı yapıyorsun.
Demiştim ama sana,
Katil olacaksın.
Öldürdüklerini hiç görmeyeceksin.
Ellerin kan kokmayacak.
Oysa ben hepsini göreceğim.
Oysa ben gömeceğim öldüğüm yerlerimi.
Sen sadece uyuyacaksın.
Zorla olmaz aşk.
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder