Gitme diyebilmeliydim.
Bilmeliydim gelişlerin hamile olduğunu.
Her seferinde 'gidiş' doğurduğunu.
"Devam etseydik, bir şekilde tökezleyecektik.
Ben senden dünyanı isteyecektim.
Oysa sen daha çocuktun.
Bana kalbini verecektin.
Benim dünyam bacak aralarında
Seninse kalbinde derin yaralarla...
Yapma küçüğüm. Kapat gözlerini çıplak yalanlara.
Kıyamam bir damla göz yaşına.
Engel olamam ama içimdeki şeytana.
Ölürsün yollarımda..."
Bir hata var.
Bir yalan.
Bin yalan.
Aklımdan geçen de kalbimde ağ ören de birdi benim.
Senin hayatın mı yalan?
-Çok sevmiştim karanlıklarını.-
Nasırlı ellerin mi yakmıştı tenimi?
Ah! Ne acı çekiyorum yokluğunda,
Bir açsan içimi.
Yanıyor sokaklar şimdi.
Deşiyorlar bıraktığın izleri.
Daha derin.
Daha derine.
Belimden akıyor kanlar.
Ayakkabılarını sil.
Kan kokar gözlerin.
"Senin sevgiye aç her yerin.
Benimse sevişerek çoğalır hücrelerim.
Geri git!
Sakın anma adımı.
Geri git! Öldürür sesim..."
Korktum sevgilim.
Küfretsem de gidişine
Gelemedim gecelerine.
Affet.
Titreyen ellerim, kanatlanacak kalbim,
Ve içimde dolaşan Yağmur vardı bir tek.
Sevebilirdim.
En fazla ölebilirdim.
Asabilirdim kendimi avuçlarının darağacına.
Dursaydın biraz daha.
Belki varabilirdim sana.
Yanabilirdim yangınlarında.
Yine ölürdüm sonra.
Bilirim sevgilim. İki ucu ölüm.
Bildim.
Ben sırf senin olmak için ölmeyi bile seçtim.
Söylesene. Peki sen niye gittin?
Daha çakıl taşı görmeden koca bir duvara çarptım.
Yapayalnız.
Manası yok artık.
Yitik bir sonla kaldım.
Artık susuyorum.
Konuşacak ne kaldı ki.
Nefret etsem; gizlidir sevgisi.
Sevsem; neyi, kimi?
Pansumanı yarım kalmış bir yara gibi.
Acımıyor ama kapanmıyor da....
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder