7 Kasım 2010 Pazar

A'şık Öldü

Seni sevmek için ruhun bilinçaltından düştüm.

Kanatları kanayan ruhsuz yaratıkların,

Cinsel şantajlı demir yataklarına.

Çok üşüdüm.

Bedenime yayılan tek renk vardı sürekli.

Mor.

Kanlı rahimlerden tükürdüğüm küfürler hep havada kaldı.

Tanrının darağacı hep kanla boyandı.

Öyle küfrettim ki, kadınlar ayıpları nereye saklayacaklarını şaşırdı.

Sövdüğüm ayıptı, okuduğum kitap, taptığım tanrı.

Sevdiğim bir de yar vardı.

Kendini tanrı sandı.

"Yatağıma gel, cennetim ol, uğruma öl!" diye emrederken.

Tanrı güldü.

Bense cehennem yollarında hep ağladım.

Gözyaşım yangınımı dindirsin diye,

Söylemediler bana.

Gözyaşının alevi güçlendirici özelliğini söylemediler işte.

Dudaklarında cesetler vardı, tebessümle süslenmiş.

Cesetlerinin hepsi mi tecavüze saplanmış?

Dudaklarım sonsuz kez çürümüş.

Sansürlenmiş bir zihnin tek pornografisiydi bu aşk.

Lanetlenmiş çocuklara kalın perdeli beşikler yaptım.

Tanrı, yar, kutsal ruh üçlemesinde,

O kutsal ruh esvabına ben sığındım.

Kutsallık bir kalıba bürünürken,

Yar, Allahın oğlu,

Nasıl şehveti bulaştırdın?



Öyle ilkel bir oyun ki bu...

Bir zar, bir gece, bir zevk, bir namus...

Böylesi bir oyunu herhangi bir hayvana yakıştırabilirim ama kendi hayvanlığıma yakıştıramadım.

Oysa kadını koruyan bir zar olmamalı,

Oysa namusu söküp atan bir zar olmamalı.



Yar...

Ne büyük yalanların var.

Bir zevk uğruna harcadığın ne nefesler, ne sözler, ne günahlar var.

Yar!

Bir insanı ağlatmak insanlığın neresine sığar?

Tanrım.

Bu oyunda kazandıklarıma gözlerim kapalı lakin çok şey kaybettim.

Bu üzerime kalan yenilgi taşları,

Sığmıyor ceninlerimin tenine.

Çok ağır...



Bu aşk dedi tanrı,

Bu aşk senin ahlaksız teklifin.

Kabulünle kararacaktı dünyan.

Senin sınavın bendim.

Acından geber!

Sınavı geçtin...



Hep eksik kalan babalığımı aradım kayıp ruhlarda.

Benim babalığım fedakarlık değilmiş,

Benim babalığım kayıtsız şartsız sevgi değilmiş.

Anladım.



Her hatırlayışımda kalbime bir iğne gibi batırılan bu yazgı.

Beni böyle nereye götürür bilmem.

Kanarım durmadan.

Ürkek bir kuş gibi savruluşlarım bitmez.

Sığındığım liman fahişe çıktı.

Erkeklerin de fahişesini tanıdım, heyhat.



Şimdi;

Eksik kalan babalığımı kendim tamamlayacak kadar güçlü,

Tekrar aşık olamayacak kadar aciz,

Güvenimi kaybedecek kadar çaresiz,

Ve sürekli acı çekecek kadar bilinçsizim.



Aşk;

Kısacık ve incecik ve keskin bir çizgide

Aklın alamayacağı tüm akrobatik hareketleri yapmaktı.



A'şıktık.

Oysa alfabenin 28 harfi de şıktı.

A şıkkı bizi terk etti yar.



Artık ikimizde çok şıkız.

Hiç yorum yok: