13 Temmuz 2009 Pazartesi

Pandora'nın kutusu.

Gidişinle dahi ölmeyen bedenime dostane lanetleri savuran hayat.
Mayın tarlalarında unutmuşsun adımı.
Ya yardım etmelisin ya da patlayacağım.
Yürüdüğüm yolumun üzerinde birikmiş toz bulutu düşlerim.
Zordur toz bulutlarına karşı dayanmak, bilir misin?
O uzun yolda bir bir devrilen şaşalı devrik cümlelerim.
Basit bir cümleden kaç anlam çıkarabilirsin?
Provası yarım kalmış umutsuz yarınlarım,
Düşlerken binlerce düşüş yaşadığım.
Adını unuttuğum sokak araları çaldı son parça huzurumu.
Yaklaşırken bomboş trenin uğultuları ağır ağır,
Yeni bir yıldızla yeni bir dilek,
Tanrım o saklı güzellik barınsın lanet trende.
Zamanla olacak, anlaman gerek.
Durup dururken, aniden, hıçkırıklara boğulduğum bugününde son nefesini verirken,
Yağmurlar yağar çatlamış avuçlarıma.
Yeşermesini düşlediğim yeni tohumlar,
İçim senden başka tohum kabul etmiyor, anla!
Gecenin lanet saatleri despot,
Karanlıklar uzman.
Kim bilir kaç kafa üstü çakılmadan kalmış sıyrıklar,
Biraz da mutluluk için sarıldığı çikolatalar.
Gidişinle bilmem kaç bin baloncuk yuttum.
Kilo kilo asite boğuldum.
Yetmedi alkolün kollarında uyudum.
Yok, faydasız, ölüm zamansız.
Şimdi saat üçe yaklaşırken,
Ölmek geçiyor aklımdan.
Aklım uçsa gitse başımdan.
En azından deli olur, dertsiz olurum.
Bakire senelerin hesabını kim verir?
İllegal düşüncelerin sonunu kim getirir?
Düşüncelere boğulmak zordur,
Düşünceler şuursuzdur, huzursuz bırakır beyni, kalbi.
Ve genelde kısır döngüdür düşüncelerim.
O yüzden olsa gerek, konsantre hayallerim.
Pandora’nın kutusu içim.
Yeknesak barınır her düşüm.
Çarşaf gecelerin uçsuz borçlarını kim öder?
Cennet cehennem karışımı biteviye günlerim.
Olur da bir gün gelirsen sana kapımı açabilecek miyim?
Bilmiyorum.
Bombalar arasında kalıyor sözlerim.
Yine de akmamaya yeminli gözlerim.
Sonsuza akıyor küçük ay dedelerim.
Ve benim,
Tek derdim,
Kokusunu bilmediğim adamı tanımak,
Hepsi bu…

Hiç yorum yok: