Uykusuzluğumun katili olacaksın demiştim...
Gül yapraklarından destek isteyeceğim biraz.
Benim kanatlarım senin güneşinde toz olur.
Dallarım üşür.
Ne kadar ölüm diyorsa o kadar sağırım hayata.
Sana açtığım bahçem.
Ellerim, gözlerin tutunsun diye var.
Sesim rüzgar.
Tutunmak için var ellerim.
Tenim donuk.
Ellerin, fırından yeni çıkmış ekmek gibi,
"Benim ülkem" dedirtiyor insana.
Fakat tüm renkler solabilir gayet,
Şiirler siyaha boyanabilir.
Her şey tersine dönüp,
Melekler cehennemi indirebilir elbet.
Kanımda dolaşan bir şey var; tanımlayamadığım.
Ele avuca sığmayan,
Nasıl bir sihir? Tarifsiz.
Dünyadaki en yumuşak şeyin durmadan kanat çırpması.
Uğursuz eylülleri ateşe verdim.
"Bu limana fırtına giremez!" levhası var artık her yerde.
Bu hızla büyüyen ten, kimin teni?
Unutulsun pek çok şeyin tadı.
Serçelerin kanadından tutun enfes bir ölüm için.
Sevgililer intiharlı, sevgiler cüzzamlı.
Yok kaderin kadehi, kırılacak.
Üzgün martıların ağıtları.
Saçlarım kan.
Tutmuyor yarayı ten, bazen bir izle saklıyor.
Saçları yetim kokan kız çocukları ağlıyor.
Sevmek... Tanrının tek kıskançlığı.
Aşka şehvet karıştığında şeytanın zaferi.
Kirpiklere tutunan korkak kelimeler uğulduyor.
Affedin aşıkları!...
Kimsenin yalnız kalmayacağı bir dünya çıkarları.
Affedin ama yalnız kadınları.
Alıngan hormonların tek savunuşları.
Kadın yalnızsa yalnızlık daimdir.
-
Sana geliyorum sevgili.
Elimde yitik bir Eylül akşamı.
Oysa Ekim acımasız.
Sevmiyorsun beni.
Saklanacak daha çok şey var bu gibi.
Sadece bir vicdan meselesi, bir göz mesafesi ve saire.
Uyumuyorsun benimle, uyanmıyorsun.
Uzaktayken bile hissetmiyorsun.
Kadınlığı seviyorsun sen.
Cinsiyet ayırımı yapıyorsun.
Demiştim ama sana,
Katil olacaksın.
Öldürdüklerini hiç görmeyeceksin.
Ellerin kan kokmayacak.
Oysa ben hepsini göreceğim.
Oysa ben gömeceğim öldüğüm yerlerimi.
Sen sadece uyuyacaksın.
Zorla olmaz aşk.
7 Kasım 2010 Pazar
Kaldırım Önsözleri
İçime uzanan köklerinin alevinde yanıyor sensizlik.
Tütsü misali havaya saldığım duman.
Maskenin altından bana uzanan isteksizlik.
İnan! Tanrı ihanet etmiyor kullarına hiçbir zaman.
Bana ihanet eden gözlerin esasen.
Aynı anda bana bakarken arkamdaki sarışına baktığında anladığım.
Gözlerini hapsetmek istedim o an.
Hiçbir zaman, hiç kimseyi göremeyeceğin bir yere,
Kendi yeşilini dahi göremeyecektin işte.
Öyle seviyordum yani seni.
Aşırı kıskanç, huysuz, aksi, çocuksu...
En çok senin yanında çocuk oldum ben.
Yaralarımı örttüm şımarıklığımla.
Çünkü beni sen de yaralayacaktın, bildim.
Yaralarımı görsen ilk vuracağın yerdi orası.
Belki de öldürücü darbe olacaktı.
Yavaş yavaş teslim olurken sana,
Gittin!
Bir uçurumdan düştüm de, parçalandım da, yine aynı yerdeydim sanki.
Yok böyle bir fedakarlık!
Varlığınla daha fazla üzmemek için yokluğunla üzdün yani sen.
Bir bebeği annesiz bırakmak gibi, bir balonu iğne dolu bir odaya hapsetmek gibi.
Hem yalnızım, hem her hareketim acı.
Ömrümden yıl çalsan affetmezdim seni.
Ay çaldın, gün çaldın, an çaldın, aşk çaldın,
Affettim!
Ne kadar acı çekersem o kadar severmişim,
Ne kadar üzülürsem o kadar mutlu olur,
Ne kadar seversem o kadar sevilirmişim.
Bir başkasıyla...
Daha mutlu, daha sevgili, daha büyük.
Bir başkasıyla.
Ah adam!
Sevgilim diyecektim ben sana.
Senin aklında başka vücutlar varken.
Sevilmedim.
Çünkü hiçbir zaman gözümdekiyle gönlümdeki farklı olmadı.
Alınma lütfen.
Sana sevgim kadar nefretim de var.
Bu yüzden atamıyorum içimden.
Yağmuru sevdiğimi sakla sonsuza dek.
Çünkü ben en çocuk yanımla bağlıyım ona.
Her damlada bir melek var, buna inanıyorum.
Seni seviyorum.
Çünkü ben en çocuk yanımla bağlıyım sana.
Her aşkta doğan bir melek var, büyüttüğümüz.Buna inanıyorum.
Beraber ıslanacağımız bir yağmur,
Beraber büyüteceğimiz bir melek.
Sonsuzluk safsatasında tanrının yüzü
Kıskanç kadınlar
Aklında şeytan
Benim meleğim öldü senin gitmek eylemine gurur yüklediğin anda.
Mutlu musun sahiden?
Sahiden mutlu musun?
Gidişini kabullenecek kadar uslu bir çocuğum ama
Hala en sevdiğim oyuncağım gibi istiyorum seni.
İ.n.a.t.l.a...
Büyümenin ne olduğunu soruyorum sana.
Senden daha iyi kimse bilmiyor bunu.
Anlat bana.
Masallarım eksik, anlamlarım tanımsız, varlığın uzak, yokluğun iki dudak mesafesi.
Törpülemeye çalıştığın yerlerim kanıyor sürekli
Sen tuz basmaya devam ettikçe ben seni bulacağım.
Kör neşterli ahmak doktor!
Kadınlarla yatarsın, sadece çarşaf kirlenmez.
Çocukları sevdin diye hiçbir hücren eksilmez.
Aklım selim, dengesiz değilim.
Bir gelip bir gitmiyorum.
Bir sevdim bir bitti yok.
Sana ait devinimler bunlar. Ben değilim.
Şimdi bir düşün.Daha kim büyümeli?
Büyürsem unutacağım seni...
Tütsü misali havaya saldığım duman.
Maskenin altından bana uzanan isteksizlik.
İnan! Tanrı ihanet etmiyor kullarına hiçbir zaman.
Bana ihanet eden gözlerin esasen.
Aynı anda bana bakarken arkamdaki sarışına baktığında anladığım.
Gözlerini hapsetmek istedim o an.
Hiçbir zaman, hiç kimseyi göremeyeceğin bir yere,
Kendi yeşilini dahi göremeyecektin işte.
Öyle seviyordum yani seni.
Aşırı kıskanç, huysuz, aksi, çocuksu...
En çok senin yanında çocuk oldum ben.
Yaralarımı örttüm şımarıklığımla.
Çünkü beni sen de yaralayacaktın, bildim.
Yaralarımı görsen ilk vuracağın yerdi orası.
Belki de öldürücü darbe olacaktı.
Yavaş yavaş teslim olurken sana,
Gittin!
Bir uçurumdan düştüm de, parçalandım da, yine aynı yerdeydim sanki.
Yok böyle bir fedakarlık!
Varlığınla daha fazla üzmemek için yokluğunla üzdün yani sen.
Bir bebeği annesiz bırakmak gibi, bir balonu iğne dolu bir odaya hapsetmek gibi.
Hem yalnızım, hem her hareketim acı.
Ömrümden yıl çalsan affetmezdim seni.
Ay çaldın, gün çaldın, an çaldın, aşk çaldın,
Affettim!
Ne kadar acı çekersem o kadar severmişim,
Ne kadar üzülürsem o kadar mutlu olur,
Ne kadar seversem o kadar sevilirmişim.
Bir başkasıyla...
Daha mutlu, daha sevgili, daha büyük.
Bir başkasıyla.
Ah adam!
Sevgilim diyecektim ben sana.
Senin aklında başka vücutlar varken.
Sevilmedim.
Çünkü hiçbir zaman gözümdekiyle gönlümdeki farklı olmadı.
Alınma lütfen.
Sana sevgim kadar nefretim de var.
Bu yüzden atamıyorum içimden.
Yağmuru sevdiğimi sakla sonsuza dek.
Çünkü ben en çocuk yanımla bağlıyım ona.
Her damlada bir melek var, buna inanıyorum.
Seni seviyorum.
Çünkü ben en çocuk yanımla bağlıyım sana.
Her aşkta doğan bir melek var, büyüttüğümüz.Buna inanıyorum.
Beraber ıslanacağımız bir yağmur,
Beraber büyüteceğimiz bir melek.
Sonsuzluk safsatasında tanrının yüzü
Kıskanç kadınlar
Aklında şeytan
Benim meleğim öldü senin gitmek eylemine gurur yüklediğin anda.
Mutlu musun sahiden?
Sahiden mutlu musun?
Gidişini kabullenecek kadar uslu bir çocuğum ama
Hala en sevdiğim oyuncağım gibi istiyorum seni.
İ.n.a.t.l.a...
Büyümenin ne olduğunu soruyorum sana.
Senden daha iyi kimse bilmiyor bunu.
Anlat bana.
Masallarım eksik, anlamlarım tanımsız, varlığın uzak, yokluğun iki dudak mesafesi.
Törpülemeye çalıştığın yerlerim kanıyor sürekli
Sen tuz basmaya devam ettikçe ben seni bulacağım.
Kör neşterli ahmak doktor!
Kadınlarla yatarsın, sadece çarşaf kirlenmez.
Çocukları sevdin diye hiçbir hücren eksilmez.
Aklım selim, dengesiz değilim.
Bir gelip bir gitmiyorum.
Bir sevdim bir bitti yok.
Sana ait devinimler bunlar. Ben değilim.
Şimdi bir düşün.Daha kim büyümeli?
Büyürsem unutacağım seni...
Terbiyeli Kalpler
Evet. Haklılar. Çok zor bir dönemden geçiyorum.Terk edilmişim, hava soğuk, gribim, acı çekiyorum, derslerim ağır, hayat zor, sürünüyorum hatta anasını satayım. Öyle boktan bir hayatım var ki bıraksalar bulduğum ilk intihar çeşidini denerim. Nah denerim.
Müzik açıp salya sümük ağlayabilirim, reklam izlerken hıçkırıklara boğulabilirim, sakinleştiricilerle sakin kalabilirim. An gelir bu ben olabilirim. Yıkıp döker, içer sızar hatta küfreder ve hatta abartıp lanet bile ederim. E olum hayatta hep pollyanna olursak zaten yenik başlamaz mıyız? "Terk etti ama olsun. Terk edilmek de güzel." Böyle kendimi avutmuşluğumda olur bazen aslında. Salaklığım tutar yani. Ama MAL! Terk edilmenin neresi güzel lan. Gerizekalı. Giden kaybetti olum. Saf. Kimi terk ediyorsun sen. Önce bir aynaya bak. Sazan.
İnsanları hayvanlaştıkları zaman seviyorum. Mamafih insan olmaya çalıştıklarında içine sıçıyorlar. Bazende tanrısal özellikleri ilke edinip odun şekline bürünüyorlar. Örneğin; Yalnızlık. "Yalnızız dostlar, yalnızlık kader." Hani yalnızlık Allaha mahsustu lan. Sen kimsin? Bi bak. Annen var, baban var, ablan, abin, kız, erkek kardeşin arkadaşın vs. bi ton insan var. Neren yalnız. Poponun yanına popo mu arıyorsun?. Tek koltukta iki popo zor zanaat. Allahtan akıl fikir dilerken iki kere düşünüyorum artık. Bu yaştan sonra pek de beklemiyorum hani.
"İnsanları sevin. İnsanlığı kurtaracak tek şey sevgi." Bok. Sen sev, onun götü kalksın. Sonra gitsin bir orospuyla yatsın. Bir de utanmadan o bezelye beyniyle onu aşk sansın.
Erkeklerin beyinlerindeki fikirleri yansıtacak en iyi deyimler :
Milli olmak
Yatağa atmak
Daldan dala konmak
Kendini tatmin edip salmak
ve benzerleri. Çok örnek vermeye gerek yok, hepsi aynı noktaya varıyor. Hepsi aynı bu cinslerin. O koca kafaları bel altı düşüncelerle dolu. Sadece bazıları bunları saklamayı biraz daha iyi başarıyor. Kendini biraz daha kontrol edebiliyor. Bir de işte istisnalar var ama kaidemiz bozulmaz.
Asıl boktan noktayı söyleyeyim mi? Kalp krizi sebebi yani. Hiçbirimiz, evet hiçbirimiz o beyinsizler olmadan yaşayamıyoruz. Tanrı Havva'yı Adem'in göğüs boşluğundan yaratırken adını aşk koydu. Erkek kadınla ödüllendirildi, şereflendirildi.Kadın erkeğe verildi, erkek kadına değil. Ama sonra aşk şekil değiştirdi. Bir tatminlik objesi halini aldı. Ne kadar hoş.
Aşk bittiğinde geriye bir boşluk kalıyor biz bayanlarda. Yani aşktan öteye gitmiyor hisler. Tabi bunu yaratılışla da kanıtlayabiliriz. Vücut yapısıyla falan. Uzatmaya gerek yok. Gayet anlaşılır. Öyle yani.
Zor bir dönemden geçiyorum. Karşı cinslerimden nefret ediyormuş gibi görünüyorum belki de. İnsansı yapılarına saygı duyuyorum ama. Erkekliğin getirdiği bazı hislerine, huylarına falan da. O kadar. Hı aşık olmuyor muyum? O illet beni de buluyor sık sık. Aşksız yaşayamayan bir bünyeye sahibim. Ama hiçbir zaman hiçbir erkeği ölecek kadar çok sevmedim. Bedenime de, ruhuma da acı çektirdiğim oldu ama bunlar da hayatın içinden şeyler. Acıyı da çekmeyi biliriz evelallah :) Ruhen yaşadığımız her his gelip geçici. Hiçbiri kalıcı olmuyor. Gurur yapıyorum bazen mesela, sonra saçma geliyor. Ne ki gurur? Neye fayda sağlıyor? Aşkla olgunlaşıyoruz, bekleyerek büyüyoruz ne bileyim zamanla iyileşiyoruz falan tamam da gurur ne be? Gereksiz yani. Aşıksan söylersin. Ha baştan yenilgiyi kabul etmen gerek. Erkek sonuçta. Kıt biraz. Ama sen o erkekte barınması gereken duyguyu almışsın. Bir karış daha fazla uzamışsın. Sana yarar. Sen kazanırsın. Havalanmak, popo kalkması falan fasa fiso. Öğrenerek yaşamak, yaşamak gibi yaşamak, her şeyiyle, dört dörtlük.. Bütün mesele bu.
Mantıklı düşününce şöööyle enine boyuna. Aşk bile saçma aslında. Ama sadece mantık yok yapımızda. Kalp de var. Yani Aşık olacağız. Kurtuluş yok. Kim olduğu önemli değil. Ne yaptığında. Önemli olan ne öğrendiğin. Kayıplar çok verirsin ama farklı bir şeyler kazandın mı? Bu önemli.
Sanırım öğrendiğim en değerli durum "Kalbimi terbiye edişim". Bunu başardım. Belki de en zoru.
Müzik açıp salya sümük ağlayabilirim, reklam izlerken hıçkırıklara boğulabilirim, sakinleştiricilerle sakin kalabilirim. An gelir bu ben olabilirim. Yıkıp döker, içer sızar hatta küfreder ve hatta abartıp lanet bile ederim. E olum hayatta hep pollyanna olursak zaten yenik başlamaz mıyız? "Terk etti ama olsun. Terk edilmek de güzel." Böyle kendimi avutmuşluğumda olur bazen aslında. Salaklığım tutar yani. Ama MAL! Terk edilmenin neresi güzel lan. Gerizekalı. Giden kaybetti olum. Saf. Kimi terk ediyorsun sen. Önce bir aynaya bak. Sazan.
İnsanları hayvanlaştıkları zaman seviyorum. Mamafih insan olmaya çalıştıklarında içine sıçıyorlar. Bazende tanrısal özellikleri ilke edinip odun şekline bürünüyorlar. Örneğin; Yalnızlık. "Yalnızız dostlar, yalnızlık kader." Hani yalnızlık Allaha mahsustu lan. Sen kimsin? Bi bak. Annen var, baban var, ablan, abin, kız, erkek kardeşin arkadaşın vs. bi ton insan var. Neren yalnız. Poponun yanına popo mu arıyorsun?. Tek koltukta iki popo zor zanaat. Allahtan akıl fikir dilerken iki kere düşünüyorum artık. Bu yaştan sonra pek de beklemiyorum hani.
"İnsanları sevin. İnsanlığı kurtaracak tek şey sevgi." Bok. Sen sev, onun götü kalksın. Sonra gitsin bir orospuyla yatsın. Bir de utanmadan o bezelye beyniyle onu aşk sansın.
Erkeklerin beyinlerindeki fikirleri yansıtacak en iyi deyimler :
Milli olmak
Yatağa atmak
Daldan dala konmak
Kendini tatmin edip salmak
ve benzerleri. Çok örnek vermeye gerek yok, hepsi aynı noktaya varıyor. Hepsi aynı bu cinslerin. O koca kafaları bel altı düşüncelerle dolu. Sadece bazıları bunları saklamayı biraz daha iyi başarıyor. Kendini biraz daha kontrol edebiliyor. Bir de işte istisnalar var ama kaidemiz bozulmaz.
Asıl boktan noktayı söyleyeyim mi? Kalp krizi sebebi yani. Hiçbirimiz, evet hiçbirimiz o beyinsizler olmadan yaşayamıyoruz. Tanrı Havva'yı Adem'in göğüs boşluğundan yaratırken adını aşk koydu. Erkek kadınla ödüllendirildi, şereflendirildi.Kadın erkeğe verildi, erkek kadına değil. Ama sonra aşk şekil değiştirdi. Bir tatminlik objesi halini aldı. Ne kadar hoş.
Aşk bittiğinde geriye bir boşluk kalıyor biz bayanlarda. Yani aşktan öteye gitmiyor hisler. Tabi bunu yaratılışla da kanıtlayabiliriz. Vücut yapısıyla falan. Uzatmaya gerek yok. Gayet anlaşılır. Öyle yani.
Zor bir dönemden geçiyorum. Karşı cinslerimden nefret ediyormuş gibi görünüyorum belki de. İnsansı yapılarına saygı duyuyorum ama. Erkekliğin getirdiği bazı hislerine, huylarına falan da. O kadar. Hı aşık olmuyor muyum? O illet beni de buluyor sık sık. Aşksız yaşayamayan bir bünyeye sahibim. Ama hiçbir zaman hiçbir erkeği ölecek kadar çok sevmedim. Bedenime de, ruhuma da acı çektirdiğim oldu ama bunlar da hayatın içinden şeyler. Acıyı da çekmeyi biliriz evelallah :) Ruhen yaşadığımız her his gelip geçici. Hiçbiri kalıcı olmuyor. Gurur yapıyorum bazen mesela, sonra saçma geliyor. Ne ki gurur? Neye fayda sağlıyor? Aşkla olgunlaşıyoruz, bekleyerek büyüyoruz ne bileyim zamanla iyileşiyoruz falan tamam da gurur ne be? Gereksiz yani. Aşıksan söylersin. Ha baştan yenilgiyi kabul etmen gerek. Erkek sonuçta. Kıt biraz. Ama sen o erkekte barınması gereken duyguyu almışsın. Bir karış daha fazla uzamışsın. Sana yarar. Sen kazanırsın. Havalanmak, popo kalkması falan fasa fiso. Öğrenerek yaşamak, yaşamak gibi yaşamak, her şeyiyle, dört dörtlük.. Bütün mesele bu.
Mantıklı düşününce şöööyle enine boyuna. Aşk bile saçma aslında. Ama sadece mantık yok yapımızda. Kalp de var. Yani Aşık olacağız. Kurtuluş yok. Kim olduğu önemli değil. Ne yaptığında. Önemli olan ne öğrendiğin. Kayıplar çok verirsin ama farklı bir şeyler kazandın mı? Bu önemli.
Sanırım öğrendiğim en değerli durum "Kalbimi terbiye edişim". Bunu başardım. Belki de en zoru.
Bir Ölünün Günlüğü
^^Doğumdan Ölüme Hayat; Üç Gün.^^
Kuşları izledim tüm gün
Önce aynı dala kondular
Mutlu sandığım tek yaratıktılar
Biz'dik sandım
Yanyanaydık. Başladık
Kuşun teki dal değiştirdi önce
Bir dal daha
Sonra gökyüzü değiştirdi yavaşça
Kış düştü umutlara
Ben'dim. Yapayalnız kaldığım dalda
Bakındım önce etrafa
Anlamsız geldi yarınlar
Bıraktım kendimi boşluğa
Oydum. Kuştum. Kıştan daha sertti uçuşun
Bir tuvale düşen iki renktik seninle
Siyahtın sen. Karanlıkların asil ruhu
Titrek bir pembe olabildim ben yalnızca
Karışamadık biz hiç seninle
Sen siyaha boyadın düşlerimi
Aklında hep kırmızı şehvetle
Ressam yaktı geceleri
Yaktı tüm resimleri
Aynı fırçadan akan iki renk olsak da
Aynı tuvalde yer bulsak da
Sen kırmızıya koştun
Ben kül oldum
Boş bir sinema salonuydun sen
Işık yoktu, ses yoktu, görüntü yoktu
Ne kadar salaktım tanrım
Boş sinema salonlarına aşık olunmuyormuş
Çok geç anladım
Herkes gibi yapmadım
Bir filmi izleyip yeni bir filmi izlemek için çıkmadım yani
O boşluğa vuruldum
Yetmedi. O boşlukta vuruldum
Ve komik ama hala yetmedi
O boşlukta kan kaybediyor, can çekişiyorum
Çıkış az ötede
Gidemiyorum...
Bana gelip; "Ben zoru severim,
Seversem tam severim,
Gerekirse ölüme giderim." deyişin
Sonra da çekip gidişin
Tek günlük sevgin...
Bir bak kendine
Bu kadar da basitsin!
Duruyorsun karşımda
Nefesim artıyor
Kalbim ayaklarıma baskı yapıyor
Koş diyor bir ses. Koş sarıl
Sahip çık aşkına
Bırak o sarılmasın
Sen kendin için sarıl ona
Olmuyor
Demirden halatlar var belimde
Huzursuz ve güçlü ve kıskanç eller
Beni geri çekiyor
Kaldır perdeleri
Yık engelleri
Ben seninim
Yaşayabilme ihtimalim senin kollarında
Sar benliğimi
Unuttur bana beni
-Duyuramıyorumsesimi-
Hani değerliydim
Hani seninle öğrenecektim
Hani sıkılmaz, hani gitmezdin
Lanet olsun! Hani öldürmezdin!
Ben bir bakışında koca dünyayı gördüm
Ben bir tek seninle öldüm...
Hani beni sen büyütecektin
Şimdi nerdesin? Kimlesin?
Ben hala uygun adım duruşundayım
Yürüyor gibiyim ama karşındayım
Daha ayrılığı tatmadan öldürdün aşkı
Katilsin diyorum, inatla susuyorsun
Vatan haini gibi yaktın içimi
Yaktın ülkemi. Yaktın yerini
Bir piç gibi kaldı ellerim
Paramparça tenim...
Kimi saracaksın şimdi?
Yokluğunla el eleyim.
Aç gözlerini
Evet. Gidişinle büyüttün beni
Yokluğunla öğrettin şerefsizliği
Gözlerin en içine bakarak nasıl yalan söylendiğini
Bir yangın bıraktın bana şimdi, biraz da soğuk kül
Yangınla erirken tenim
Külle sızlıyor içim
Diyor ki tüm yıldızlar, ay, güneş hatta evren
", unut onu!"
Belli
Ölerek unutacağım seni...
(Yıllar sonra yeniden doğma ihtimaliyle.)
_
Sana yazdım bunları.
Affet.
Çok yordun beni.
Okuman yok biliyorum.
Bense konuşamıyorum.
Sana yazdım kırgınlıklarımı, yalnızlıklarımı, huzursuzluklarımı
Sana yazdım kendimi
Sana yazdım seni.
İyi ölmeler şehrim
Bende ölüyorum...
Kuşları izledim tüm gün
Önce aynı dala kondular
Mutlu sandığım tek yaratıktılar
Biz'dik sandım
Yanyanaydık. Başladık
Kuşun teki dal değiştirdi önce
Bir dal daha
Sonra gökyüzü değiştirdi yavaşça
Kış düştü umutlara
Ben'dim. Yapayalnız kaldığım dalda
Bakındım önce etrafa
Anlamsız geldi yarınlar
Bıraktım kendimi boşluğa
Oydum. Kuştum. Kıştan daha sertti uçuşun
Bir tuvale düşen iki renktik seninle
Siyahtın sen. Karanlıkların asil ruhu
Titrek bir pembe olabildim ben yalnızca
Karışamadık biz hiç seninle
Sen siyaha boyadın düşlerimi
Aklında hep kırmızı şehvetle
Ressam yaktı geceleri
Yaktı tüm resimleri
Aynı fırçadan akan iki renk olsak da
Aynı tuvalde yer bulsak da
Sen kırmızıya koştun
Ben kül oldum
Boş bir sinema salonuydun sen
Işık yoktu, ses yoktu, görüntü yoktu
Ne kadar salaktım tanrım
Boş sinema salonlarına aşık olunmuyormuş
Çok geç anladım
Herkes gibi yapmadım
Bir filmi izleyip yeni bir filmi izlemek için çıkmadım yani
O boşluğa vuruldum
Yetmedi. O boşlukta vuruldum
Ve komik ama hala yetmedi
O boşlukta kan kaybediyor, can çekişiyorum
Çıkış az ötede
Gidemiyorum...
Bana gelip; "Ben zoru severim,
Seversem tam severim,
Gerekirse ölüme giderim." deyişin
Sonra da çekip gidişin
Tek günlük sevgin...
Bir bak kendine
Bu kadar da basitsin!
Duruyorsun karşımda
Nefesim artıyor
Kalbim ayaklarıma baskı yapıyor
Koş diyor bir ses. Koş sarıl
Sahip çık aşkına
Bırak o sarılmasın
Sen kendin için sarıl ona
Olmuyor
Demirden halatlar var belimde
Huzursuz ve güçlü ve kıskanç eller
Beni geri çekiyor
Kaldır perdeleri
Yık engelleri
Ben seninim
Yaşayabilme ihtimalim senin kollarında
Sar benliğimi
Unuttur bana beni
-Duyuramıyorumsesimi-
Hani değerliydim
Hani seninle öğrenecektim
Hani sıkılmaz, hani gitmezdin
Lanet olsun! Hani öldürmezdin!
Ben bir bakışında koca dünyayı gördüm
Ben bir tek seninle öldüm...
Hani beni sen büyütecektin
Şimdi nerdesin? Kimlesin?
Ben hala uygun adım duruşundayım
Yürüyor gibiyim ama karşındayım
Daha ayrılığı tatmadan öldürdün aşkı
Katilsin diyorum, inatla susuyorsun
Vatan haini gibi yaktın içimi
Yaktın ülkemi. Yaktın yerini
Bir piç gibi kaldı ellerim
Paramparça tenim...
Kimi saracaksın şimdi?
Yokluğunla el eleyim.
Aç gözlerini
Evet. Gidişinle büyüttün beni
Yokluğunla öğrettin şerefsizliği
Gözlerin en içine bakarak nasıl yalan söylendiğini
Bir yangın bıraktın bana şimdi, biraz da soğuk kül
Yangınla erirken tenim
Külle sızlıyor içim
Diyor ki tüm yıldızlar, ay, güneş hatta evren
"
Belli
Ölerek unutacağım seni...
(Yıllar sonra yeniden doğma ihtimaliyle.)
_
Sana yazdım bunları.
Affet.
Çok yordun beni.
Okuman yok biliyorum.
Bense konuşamıyorum.
Sana yazdım kırgınlıklarımı, yalnızlıklarımı, huzursuzluklarımı
Sana yazdım kendimi
Sana yazdım seni.
İyi ölmeler şehrim
Bende ölüyorum...
Korkak Kaçış
Gitme diyebilmeliydim.
Bilmeliydim gelişlerin hamile olduğunu.
Her seferinde 'gidiş' doğurduğunu.
"Devam etseydik, bir şekilde tökezleyecektik.
Ben senden dünyanı isteyecektim.
Oysa sen daha çocuktun.
Bana kalbini verecektin.
Benim dünyam bacak aralarında
Seninse kalbinde derin yaralarla...
Yapma küçüğüm. Kapat gözlerini çıplak yalanlara.
Kıyamam bir damla göz yaşına.
Engel olamam ama içimdeki şeytana.
Ölürsün yollarımda..."
Bir hata var.
Bir yalan.
Bin yalan.
Aklımdan geçen de kalbimde ağ ören de birdi benim.
Senin hayatın mı yalan?
-Çok sevmiştim karanlıklarını.-
Nasırlı ellerin mi yakmıştı tenimi?
Ah! Ne acı çekiyorum yokluğunda,
Bir açsan içimi.
Yanıyor sokaklar şimdi.
Deşiyorlar bıraktığın izleri.
Daha derin.
Daha derine.
Belimden akıyor kanlar.
Ayakkabılarını sil.
Kan kokar gözlerin.
"Senin sevgiye aç her yerin.
Benimse sevişerek çoğalır hücrelerim.
Geri git!
Sakın anma adımı.
Geri git! Öldürür sesim..."
Korktum sevgilim.
Küfretsem de gidişine
Gelemedim gecelerine.
Affet.
Titreyen ellerim, kanatlanacak kalbim,
Ve içimde dolaşan Yağmur vardı bir tek.
Sevebilirdim.
En fazla ölebilirdim.
Asabilirdim kendimi avuçlarının darağacına.
Dursaydın biraz daha.
Belki varabilirdim sana.
Yanabilirdim yangınlarında.
Yine ölürdüm sonra.
Bilirim sevgilim. İki ucu ölüm.
Bildim.
Ben sırf senin olmak için ölmeyi bile seçtim.
Söylesene. Peki sen niye gittin?
Daha çakıl taşı görmeden koca bir duvara çarptım.
Yapayalnız.
Manası yok artık.
Yitik bir sonla kaldım.
Artık susuyorum.
Konuşacak ne kaldı ki.
Nefret etsem; gizlidir sevgisi.
Sevsem; neyi, kimi?
Pansumanı yarım kalmış bir yara gibi.
Acımıyor ama kapanmıyor da....
Bilmeliydim gelişlerin hamile olduğunu.
Her seferinde 'gidiş' doğurduğunu.
"Devam etseydik, bir şekilde tökezleyecektik.
Ben senden dünyanı isteyecektim.
Oysa sen daha çocuktun.
Bana kalbini verecektin.
Benim dünyam bacak aralarında
Seninse kalbinde derin yaralarla...
Yapma küçüğüm. Kapat gözlerini çıplak yalanlara.
Kıyamam bir damla göz yaşına.
Engel olamam ama içimdeki şeytana.
Ölürsün yollarımda..."
Bir hata var.
Bir yalan.
Bin yalan.
Aklımdan geçen de kalbimde ağ ören de birdi benim.
Senin hayatın mı yalan?
-Çok sevmiştim karanlıklarını.-
Nasırlı ellerin mi yakmıştı tenimi?
Ah! Ne acı çekiyorum yokluğunda,
Bir açsan içimi.
Yanıyor sokaklar şimdi.
Deşiyorlar bıraktığın izleri.
Daha derin.
Daha derine.
Belimden akıyor kanlar.
Ayakkabılarını sil.
Kan kokar gözlerin.
"Senin sevgiye aç her yerin.
Benimse sevişerek çoğalır hücrelerim.
Geri git!
Sakın anma adımı.
Geri git! Öldürür sesim..."
Korktum sevgilim.
Küfretsem de gidişine
Gelemedim gecelerine.
Affet.
Titreyen ellerim, kanatlanacak kalbim,
Ve içimde dolaşan Yağmur vardı bir tek.
Sevebilirdim.
En fazla ölebilirdim.
Asabilirdim kendimi avuçlarının darağacına.
Dursaydın biraz daha.
Belki varabilirdim sana.
Yanabilirdim yangınlarında.
Yine ölürdüm sonra.
Bilirim sevgilim. İki ucu ölüm.
Bildim.
Ben sırf senin olmak için ölmeyi bile seçtim.
Söylesene. Peki sen niye gittin?
Daha çakıl taşı görmeden koca bir duvara çarptım.
Yapayalnız.
Manası yok artık.
Yitik bir sonla kaldım.
Artık susuyorum.
Konuşacak ne kaldı ki.
Nefret etsem; gizlidir sevgisi.
Sevsem; neyi, kimi?
Pansumanı yarım kalmış bir yara gibi.
Acımıyor ama kapanmıyor da....
2 Eylül 2010 Perşembe
Binbir Gece Ölümleri

Bir bitişi doğurdun sen bu gece omuzlarıma.
Obez miydi anlamadım?
Sen hangi organını büyütme derdindeydin bilmiyorum ama
Ben çok savaş verdim kalbini bulmak için.
Midendeki yolu da içkiyle tıkamıştın üstelik.
Çok çetrefilli yollar'ın'dan geçtim.
Sen görünürde uzun boylu,
İyi huylu bir ADAMken
Ben sana neremle baktım merak ediyorum.
Hiçbir değeri olmayan herhangi bir duvarı sevsem yeğdi inan.
Adın adımla o kadar uyumlu bir partnerdi ki,
Büyüsüne kapıldım.
Sana baktım.
Gözlerimin ardıyla.
Aradığım adamdın.
Hem gösterişli gövdesine, hem de o ahenkli düşlerine yaslanabileceğimdin.
Umutlandım.
Ah evet.
Fos çıktın.
Gövdeni gösterişe boğan içkinden ötesi değilmiş.
Anladım.
İstediğim...
Güven duygusuna boğulmaktı.
Nefesini duymaktı.
Avuçlarında yaramazlık yapmaktı.
Sana dokunmaktı.
İliklerime kadar teslim olmaktı.
Evet istediğim sen olmaktı kendi tenimde.
Seni yaşamaktı.
Nasıl bir kabussa bu.
Beni sana bağladı.
Öyle ayıp ki şimdi ağlamak SANA
Öyle mahrem ki görmek rüyada.
Öyle sahtesin ki aslında.
Olmuyor.
Yokluğuna yas tutuyor kandiller.
Sen istiyorsun ki uğruna ölsün cariyeler.
Olmamaya aşina tüm kuşlar acıma hürmetteler.
Ölüm...
Ölüm aşksızlığımdır benim.
Her gece faklı bir ölüm.
Ölüm gözlerimden gözlerine ulaşıp da hissedemediğin aşkımdır benim.
Ben;
O şeytan çarpan gözlerinden o kaskafana girmeyi,
Biraz turladıktan sonra kalbini öpmeyi istemiştim.
Aptallığın sınırını aşıp rekora koşan adam
Ben kendimi sende bulmayı istemiştim.
Belki yaralı bir kuş gibi çırpınan kalbimi farkedersin diye bakarken salak salak sana
Seni sevdiğimi gör, anla istemiştim.
Sen en kanlı yolları
En yangın kaçışları
En ahmak uzakları getirdin.
Sen bir bitişi doğurdun bu gece.
Omuzlarımda obez bir piçle
Ah! Ah nasıl uzanırım ellerine?!.
Soyunabilseydin kirlerinden
Aşkın üç harften ibaret olmadığını görebilirdin belki.
Çok özür dilerim affet.
Seninde sorunların var biliyorum.
Hem de yatağında.
İnsan öldürecek gel-gitler.
Eminim ki
Hiçliğin gibi
Yosmaların da afiyetteler.
Bir son düşmeliyse gözlerimden
TAHTına.
Söyleyebileceğim.
Sana aşık birinden alabileceğin tek şey "zevk"se,
Bırak insanlığın sıkıştığı yerde kalsın.
Aşksızlığın gibi
'Nokta'
4 Temmuz 2010 Pazar
Kırk Tilkiden Mektuplar II
Beyninden vurulmuş bir tanrıydı aşk. Geceleri altına kaçıran çocukları korkutan bir büyücü belki de. Yosun tutmuş duvarları yorgan yapıp serdiler üzerine. Kanayan duvar mıydı yoksa kırgın silahşörlerin yetim ağıtları mı? Seni gördüğümde yağmur yağıyor. Seni gördüğümde iç nehrim taşıyor. Hayır sımsıkı bağlasam da tüm damarlarımı bir anda çözülüveriyor bütün düşler. Küfrettikleri ben miyim? Anne rahminden düşen bir nefret miyim? Sokaklar tıklım tıklım, sokaklar boş. İşkence gibi bu aşk. Bir çölü tane tane yutmak gibi.
Tanrılarda ölür. Onlarınki sessiz ölümdür. Daha önce bir tanrıyı ölürken hiç görmedim. Belki de her tanrı öldüğünde bir afet oluyordur. Annem tanrılar yok dedi. Annem korktu. Annem "bu kızın din ayarlarıyla mı oynadık ki?" dedi. Telefonda adamın teki "ben şeytanım" dedi. Annem "Allah akıl fikir versin" dedi. En erken vahiy çiçeklere indi.
Ailem veya akrabalarımdan biri bunları okuduğunda "delirmiş bu" diyeceklerdir. Delirmek için aşık olmak yeterliymiş. Çok basitmiş yani. Bir de insanın delirmesi için böyle yakınları olması gerekmiş. (Şimdi nasıl yakın olduklarını söylemeyeceğim, insan bu tarz düşünceleri kendine saklamalıymış.) Bir gün biri okur da bu yazılar bana ait derse hiç şaşırmam. Beynimin bana ait olmadığını düşünüyorum. Kalbime göre çok mantıklı hareket ediyor. Kalbimse nasıl yaramaz anlatamam. Bir türlü söz dinlemiyor. Yasak aşkların peşinden koşan bir köpek gibi. Olur da bir gün bir yanlışlık nedeniyle ailemle aram açılır veya intihar falan edersem... Eee? Off sonunu bağlayamadım. Neyse. Kimsenin farkında dahi olmadığı bir muma, kimsenin bilmediği bir dilde şarkılar söyleyeceğim bu gece. Keyfim yerinde. Umurumda mı onun şerefsizliği, onun p.çliği ve saire. Saz çalacağım bu gece, tümağustos böcekleri oynasın diye.
Tanrılarda ölür. Onlarınki sessiz ölümdür. Daha önce bir tanrıyı ölürken hiç görmedim. Belki de her tanrı öldüğünde bir afet oluyordur. Annem tanrılar yok dedi. Annem korktu. Annem "bu kızın din ayarlarıyla mı oynadık ki?" dedi. Telefonda adamın teki "ben şeytanım" dedi. Annem "Allah akıl fikir versin" dedi. En erken vahiy çiçeklere indi.
Ailem veya akrabalarımdan biri bunları okuduğunda "delirmiş bu" diyeceklerdir. Delirmek için aşık olmak yeterliymiş. Çok basitmiş yani. Bir de insanın delirmesi için böyle yakınları olması gerekmiş. (Şimdi nasıl yakın olduklarını söylemeyeceğim, insan bu tarz düşünceleri kendine saklamalıymış.) Bir gün biri okur da bu yazılar bana ait derse hiç şaşırmam. Beynimin bana ait olmadığını düşünüyorum. Kalbime göre çok mantıklı hareket ediyor. Kalbimse nasıl yaramaz anlatamam. Bir türlü söz dinlemiyor. Yasak aşkların peşinden koşan bir köpek gibi. Olur da bir gün bir yanlışlık nedeniyle ailemle aram açılır veya intihar falan edersem... Eee? Off sonunu bağlayamadım. Neyse. Kimsenin farkında dahi olmadığı bir muma, kimsenin bilmediği bir dilde şarkılar söyleyeceğim bu gece. Keyfim yerinde. Umurumda mı onun şerefsizliği, onun p.çliği ve saire. Saz çalacağım bu gece, tümağustos böcekleri oynasın diye.
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)