Beyninden vurulmuş bir tanrıydı aşk. Geceleri altına kaçıran çocukları korkutan bir büyücü belki de. Yosun tutmuş duvarları yorgan yapıp serdiler üzerine. Kanayan duvar mıydı yoksa kırgın silahşörlerin yetim ağıtları mı? Seni gördüğümde yağmur yağıyor. Seni gördüğümde iç nehrim taşıyor. Hayır sımsıkı bağlasam da tüm damarlarımı bir anda çözülüveriyor bütün düşler. Küfrettikleri ben miyim? Anne rahminden düşen bir nefret miyim? Sokaklar tıklım tıklım, sokaklar boş. İşkence gibi bu aşk. Bir çölü tane tane yutmak gibi.
Tanrılarda ölür. Onlarınki sessiz ölümdür. Daha önce bir tanrıyı ölürken hiç görmedim. Belki de her tanrı öldüğünde bir afet oluyordur. Annem tanrılar yok dedi. Annem korktu. Annem "bu kızın din ayarlarıyla mı oynadık ki?" dedi. Telefonda adamın teki "ben şeytanım" dedi. Annem "Allah akıl fikir versin" dedi. En erken vahiy çiçeklere indi.
Ailem veya akrabalarımdan biri bunları okuduğunda "delirmiş bu" diyeceklerdir. Delirmek için aşık olmak yeterliymiş. Çok basitmiş yani. Bir de insanın delirmesi için böyle yakınları olması gerekmiş. (Şimdi nasıl yakın olduklarını söylemeyeceğim, insan bu tarz düşünceleri kendine saklamalıymış.) Bir gün biri okur da bu yazılar bana ait derse hiç şaşırmam. Beynimin bana ait olmadığını düşünüyorum. Kalbime göre çok mantıklı hareket ediyor. Kalbimse nasıl yaramaz anlatamam. Bir türlü söz dinlemiyor. Yasak aşkların peşinden koşan bir köpek gibi. Olur da bir gün bir yanlışlık nedeniyle ailemle aram açılır veya intihar falan edersem... Eee? Off sonunu bağlayamadım. Neyse. Kimsenin farkında dahi olmadığı bir muma, kimsenin bilmediği bir dilde şarkılar söyleyeceğim bu gece. Keyfim yerinde. Umurumda mı onun şerefsizliği, onun p.çliği ve saire. Saz çalacağım bu gece, tümağustos böcekleri oynasın diye.
1 yorum:
Gece mi mahvediyor bizi.
Yüzmeyi hala beceremediğimizden mi. Su korkusu mu. Karanlık mı.
Ne farkeder ki .
Ne farkederdi ki cevapları bulduğumuzda..
Her gün her dakika birileri öldürdü işte elimizdekileri;bizdeki resimleri.. İnatla çizmeye çalıştıkça akıllara,gönüllere, onlar karalamadı mı bizi.
Gökyüzüne çizecektik biz bulutları. Orda doğmuyordu aslında güneş. Orda değildi ay. Yüzleri aslında çok farklıydı. İnatçıydı. Delemedik biz o inadı.
Yine hangi sona ve getirdiği hangi başlangıca sürükleniyoruz bilmiyorum.
Ama ben hala yüzme bilmediğimi saklıyorum. Sormuyorlar da çünkü. Söylemedikçe bilmiyorlarmış. Söylemedikçe bilmiyorlarmış hiçbir şeyi inan !
Söyleyince de şaşırıyorlarmış işte. Bizde şaşkınlıkla izlerdik eskiden yenilmeyi,gülmeyi.
Şarabımız olsun yeter bize değil mi.
Dünya o zaman güzel ikimize.
O zaman görebiliyoruz kendimizi.
Başka görebileceğimiz bir şey olmuyor zaten,olmadı zaten,olmayacak zaten.
Sürüp gidiyor. Ve her yazı gibi sonunda pürüzler tırtıklar. onlar tırmalıyor. onlar sırtımızdaki yaralar . çıplak dolaşmadıkça anlaşılmayacak dikişler. Ve sırtımızı sıvazladıklarında bile arkandayız" dediklerinde de acıyacak yine.içten içe.
Niye söylüyorum. niye sana. Niye ben.
Sen bunlara cevap aramazsın zaten. ben sorarım. sen de sorarsın. sen bir cevap bulmazsın. ben bulsam da umursamam. artık kağıtları da yırtıp atarım.
Yorum Gönder