2 Temmuz 2010 Cuma

Dokununca Ölüm Kusan Eşyalar


Annemin yatağından
Babamın mezarından
Benim ise yaralarımın kabuklarından gelir.
Çocukların ulaşamayacakları yerlerde ve hüzün sıcaklığında saklanır.
Zararlıdır ama atılmaz
Kurtulmayı aklının ucundan dahi geçirsen vücuduna kezzap atılır.
Dokunamazsın ama hep oradadır.


Sus Dili Ve Edebiyatı


Yeni doğmuştum
İlk dayağımı ve ciğerlerime inen ilk acıyı doktorumdan yediğimde.
Büyürken hep düştüm
Büyürken hep düş görürdüm
Anneannemle dedemden daha fazla dünya vardı
Ve ben biliyordum o dünyaya varacaktım
Sus derdi hep anneannem
Sus konuşma, sus ağlama, sus ki vurmasın dünya.
O gün geldi. Ben daha büyük bir dünyaya taşındım.
Baba dedim bir adama.
Baba dedikçe vurdu.
Senin kanından, senin canındanım dedim.
Seni çocuk esirgeme kurumuna veririm dedi.
Bu yeni dünya da sus'tan ibaretti.
Babam öldü, yeni bir dünya buldum sandım.
Sorumluluk yüklenmiştim, farkında olamadan.
Yetim kaldın dediler
Ben değil dedim
Vücuduma inen darbeler ve suslarım yetim kaldılar.
Sus olmayan bir dünya buldum sandım bu sefer
Aşk geldi.
Ama ben çağırmadım.
sustum.
Kalbim acı yuvası.
En iyi susmayı öğrendim
En çok suslara vardım.


Kaça gidiyorsun dediler mesela.
Dört dedim.
Hangi bölüm dediler. - Sus Dili Ve Edebiyatı.
Dedim.



Gözlerinde Mezar Taşıyan Adam


Ne zaman baksam gözlerine
Ya da ne zaman gelse gözlerin gecelerime
Ölmeyi düşlerdim hep.
Gözlerin bu denli ölümü andırırken,
Sen yokken...

Gözlerini kaçırıyorsun bazen
Tamam diyorum
Ölmek avuçlarımdan sürekli kaynayan bir çeşme
Ölmek kan
Kan bu kadar mı afili?
Özür dilerim sevgili
Beni kan tutuyor bu gece
Sımsıkı.
Sen, sen arkanı dönüp gidiyorsun ya
Kehanet saçıyor cariyeler
Dirseklerimi törpülüyorlar
Kalbimin senin olan tarafına tükürüyorlar
Küfür ediyorlar
Sevişine gidişine,
Gelmişine, geçmişine...




Denizden Gelen Sancı



Koca bir deniz kadar biriktirdim içimde acıyı
Turuncu balıklar sardı her yanımı
Bir deniz yıldızı kadar dışkıladım hüznü.
Bazende bir bardaklık ağladım.
Çıkmadım hiç denizimden,
Yeni denizlere varmadım
Öyle çürüdüm ki
Uykularım kaçtı.
Ama sadece zamana bıraktım...


____


Annem hep "Her emek bir bebektir" derdi.
Her emek bir doğum.
"Çok düşük yaptım anne, çok cesedim var.
Çığlık yok, et parçaları yok.
Ama çok acı, çok ölü var.
Bir emek dahi büyüseydi,
Adım atsaydı,
Bir gülüş, bir kelam etseydi bu kadar incinmezdim." diyemedim.
Deseydim ölürdü.
Onun ölmesindense ben ölmeyi yeğledim...


___


Kadınlar vardılar
Adamlara vuruldular
Sabahlara kadar ağladılar
Sonra acı doğurdular
Adamlar tatmin olmadılar
Lakin çok tahrik oldular
Kadınlarla yattılar
Kadınlar hamile kaldılar
Bebek doğurdular
Adamlar yeni kadınlar buldular
Bebekler yetim kaldılar
Duvarlarda kemikli eller vardılar
Bir sabah tüm kadınları yuttular
Kadınlar içlerinden daha karanlık kuyuda uyandılar
Yapayalnızdılar
Hep kanadılar
Adamlar bir gün kan kuyusunu buldular
Çok mutlu oldular.
Yakıt derdinden kurtuldular.





Son Söz



Senin yaptığın neydi biliyor musun?

Sineğin dışkıdaki krallığı.
Evet. Zaten bu tarz şeyler kendini nerede iyi hissettiğinle alakalı.
Uğruna harcayabileceğim tek dilek ise;

Krallığında boğulmaman dileğiyle...

Hiç yorum yok: