
Hiçbir gece şehir bu kadar sessiz kalmadı dün gece gibi,
Ve ben hiçbir gece saklama çabasına girmedim göz yaşlarımı bu kadar, dün geceki gibi.
Devasa bir yakarışa şahitlik edecekti evren,
Ama sustum.
Keskin bir rüzgar esti yerime.
Kimsenin göremediği karlar yağdı dün.
Yeni yollar yapıldı.
Zaten bir tek suskunluğum kemirdi bizi.
Bir mum yaktın, ağlattın,
Göz yaşımın işgaline uğrayan bir mumdan öte değildi aşk,
Birkaç damla da söndü zaten hayat.
Kalem tutmayı sen öğretmiştin bana,
Yazmayı, ağlamayı hatta küfretmeyi yaşananlara.
“Bak, neler yazdım sayende” dedim,
Ama hiçbiri sana ulaşmadı.
Herkesin çarşaf altına saklanmış çırılçıplak sokakları vardı,
Biz hiç adım atmadık.
Ellerimiz titrerdi dokunurken klavyeye,
Neler konuştuk ah neler yaktık,
Sonra hepsi geçti,
Silindi.
Zaten hep kadın severdi, erkek ürkek.
Kadın ağlardı, erkek umursamaz,
Kadın giderdi erkek bitmezdi, yeni kadınlara bürünürdü.
Yorulmaz mıydı hiç?
Ah bilmem ki…
Denizi vardı bir erkeğin,
Dalgaları vurmadı hiç içime.
Yağmurlarım yağdı, denizi taştı.
Ben deniz kokusuna hasretken,
O başka kadınlara eşlik etti, kırık bir sandalda.
Neler birikti cebimde, düşler yağdı saç diplerime.
Gözlerim sustu, ağzımdan döküldü yaşlar.
Mevsimini kaybetmiş ay gibi çabaladım,
Seni aradım, mevsimimi.
Kayboldum pusulasını kaybetmiş gemi gibi.
Birkaç kelimene teslim ettim içimi,
Kalelerimde çoktan dalgalandı beyaz bayraklar.
Kuruttum içimdeki nehirleri, ısıtmak istedim titreyen kimsesizliğini.
Sonra bir anda uzaklaştım senden, kendimden, denizinden.
Hiç aldatmadım ben seni, hiç eksilmedim tamamlanmayan düşlerden.
Puzzle oldum bir ara, bulamadığım tek parçam sendin.
Hangi hapishaneden kaçmıştı sözlerin?
Kılıçtan keskin.
Kahraman yaptım seni.
Pelerinsiz kahraman mı olurmuş?
Olmadı zaten, kaçtın!
Önünde şımarık konaklar, köşkler varken,
Harabe, virane, eski- basit müstakil eve mi bakacaktın?
Peeeh!
Büyük ihtimalle uyuyan güzel masalındaki o uyuyan kız benim,
Ama çirkin.
Sen prenssin, başka prenseslerin adamı.
Ah yok, istesen de kurtaramazsın bu zavallıyı.
Problem değil, zaten gözlerim kör.
Hem sarmaşıklarla savaşmakta zor.
Bulunur elbet bir gün izim,
Sol cebimde unutulmuş resim.
Seni hatırlatacak her ölüm.
Zaten ben her Pazar bir parça ölürüm,
Doktor tavsiyesi iyi de geliyor hem.
Ayrıca artık büyüdüm.
Sen mevsimsiz düşen cemre, ha düştü ha düşecek.
Avuçlarım sende, tutamam,
Düş içime…
Her bıçak bir avuçtan kopup gelmez mi?
Ya da intihar acıdan?
Coğrafyanın önemi yok.
Zaten ağlasam bile göz yaşlarıma el koyuyorsun.
Coğrafyanın önemi yok,
Ağlamam!
Ahh yalan…
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder